Sınav İçin Temel SAT Kelime Bilgisi İçinde Birleşik fiillerin somut ve fiziksel anlamları vardır. Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Sınav İçin Temel SAT Kelime Bilgisi' içinde 'Birleşik fiillerin somut ve fiziksel anlamları vardır.' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren(phrasal verb) seslenmek, bağırmak, azarlamak
Örnek:
(phrasal verb) neden olmak, tetiklemek, yol açmak
Örnek:
(phrasal verb) tükenmek, ortadan kalkmak
Örnek:
(phrasal verb) desteklemek, güçlendirmek, sağlamlaştırmak
Örnek:
(phrasal verb) kaçmak, firar etmek, patlak vermek
Örnek:
(phrasal verb) aktarmak, miras bırakmak, iletmek
Örnek:
(noun) çığır, buluş
Örnek:
(phrasal verb) kurmak, oluşturmak, ayarlamak
Örnek:
(phrasal verb) yola çıkmak, seyahate başlamak, sergilemek
Örnek:
(phrasal verb) kavramak, anlamak, tutunmak
Örnek:
(phrasal verb) üzerine harekete geçmek, gereğini yapmak, üzerinde etki etmek
Örnek:
(phrasal verb) açılmak, genişlemek
Örnek:
(phrasal verb) iletmek, aktarmak, vefat etmek
Örnek:
(phrasal verb) tükenmek, hepsini satmak, ihanet etmek
Örnek:
(phrasal verb) bitmek, tükenmek, süresi dolmak
Örnek:
(phrasal verb) seri üretim yapmak, durmadan üretmek
Örnek:
(phrasal verb) olmadan yaşamak, sız yapmak
Örnek:
(phrasal verb) artırmak, sesini açmak
Örnek:
(phrasal verb) aniden belirmek, su yüzüne çıkmak
Örnek:
(phrasal verb) çekmek, sarmak, dizginlemek
Örnek:
(phrasal verb) koparmak, ayırmak, kesmek
Örnek:
(noun) dezavantaj, eksiklik
Örnek:
(phrasal verb) yok etmek, ortadan kaldırmak, bitirmek
Örnek:
(phrasal verb) durulamak, yıkamak
Örnek:
(phrasal verb) süpürmek, ortadan kaldırmak, soymak
Örnek:
(phrasal verb) hızla hazırlamak, çabucak yapmak, kamçılamak
Örnek:
(phrasal verb) dışlamak, yerinden etmek
Örnek:
(phrasal verb) azalmak, yavaş yavaş bitmek
Örnek:
(phrasal verb) kabartmak, şişirmek
Örnek:
(phrasal verb) paylaştırmak, kısımlara ayırmak
Örnek:
(phrasal verb) seyretmek, izlemek, görmek
Örnek:
(phrasal verb) savuşturmak, uzaklaştırmak, önlemek
Örnek:
(phrasal verb) elini geriye çekmek, vurmak için hazırlanmak, alıp götürmek
Örnek:
(phrasal verb) ortadan kaldırmak, kaldırmak, öldürmek
Örnek:
(phrasal verb) girişmek, başlamak
Örnek:
(phrasal verb) desteklemek, payanda olmak, ayakta tutmak
Örnek:
(phrasal verb) uğramak, ziyaret etmek
Örnek:
(phrasal verb) bayılmak, bilincini kaybetmek, dağıtmak
Örnek:
(phrasal verb) süzmek, filtrelemek
Örnek:
(phrasal verb) ağzından kaçırmak, pat diye söylemek
Örnek:
(noun) kadro, sıralama, dizi
Örnek:
(phrasal verb) takılmak, dışarı çıkmak, asmak
Örnek:
(phrasal verb) kapatmak, kesmek, durdurmak
Örnek:
(phrasal verb) yola çıkmak, hareket etmek, tetiklemek
Örnek:
(phrasal verb) ayrılmak, dallanmak
Örnek:
(phrasal verb) dağılmak, parçalanmak, çökmek
Örnek: