Zaman İçinde Hızlı veya Yavaş Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Zaman' içinde 'Hızlı veya Yavaş' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /wɑtʃ ðə klɑk/
(idiom) saate bakmak, iş bitimini beklemek
Örnek:
He spends most of his afternoon just watching the clock.
Öğleden sonrasının çoğunu sadece saate bakarak geçiriyor.
/ɑn ðə spɑt/
(idiom) anında, hemen, zor durumda bırakmak
Örnek:
He had to make a decision on the spot.
Anında bir karar vermek zorunda kaldı.
/taɪm flaɪz/
(idiom) zaman uçar gider, zaman hızla geçer
Örnek:
It feels like just yesterday we started this project, but time flies when you're having fun.
Bu projeye dün başlamışız gibi geliyor ama eğlenirken zaman uçar gider.
/æt ðə drɑp əv ə hæt/
(idiom) anında, hemen, derhal
Örnek:
She's always ready to go on an adventure at the drop of a hat.
Her zaman anında bir maceraya atılmaya hazırdır.
/ɪn ə traɪs/
(idiom) bir çırpıda, anında
Örnek:
The magician made the rabbit disappear in a trice.
Sihirbaz tavşanı bir çırpıda yok etti.
/ɪn tuː ʃeɪks/
(idiom) hemen, anında
Örnek:
I'll be there in two shakes.
Hemen orada olacağım.
/ɑn ə daɪm/
(idiom) bir anda, çok kısa sürede
Örnek:
The sports car can turn on a dime.
Spor araba bir anda dönebilir.
/raɪt aʊt əv ðə ɡeɪt/
(idiom) daha en başından, hemen
Örnek:
The new software had problems right out of the gate.
Yeni yazılım daha en başından sorunluydu.
/æt ə ˈsɪŋɡəl stroʊk/
(idiom) tek bir hamlede, bir anda
Örnek:
He solved all the problems at a single stroke.
Tüm sorunları tek bir hamlede çözdü.
/ɪts naʊ ɔr ˈnɛvər/
(idiom) ya şimdi ya da asla
Örnek:
If you want to apply for that scholarship, it's now or never.
O burs için başvurmak istiyorsan, ya şimdi ya da asla.
/taɪm wɪl tɛl/
(idiom) zaman gösterecek, zamanla anlaşılacak
Örnek:
We don't know if the new strategy will work, only time will tell.
Yeni stratejinin işe yarayıp yaramayacağını bilmiyoruz, sadece zaman gösterecek.
/ˌkoʊld ˈtɜːr.ki/
(idiom) birdenbire, aniden, kesin olarak
Örnek:
He quit smoking cold turkey after 20 years.
20 yıl sonra birdenbire sigarayı bıraktı.
/ɪn ðə blɪŋk əv ən aɪ/
(idiom) göz açıp kapayıncaya kadar, çok hızlı bir şekilde
Örnek:
The magician made the rabbit disappear in the blink of an eye.
Sihirbaz tavşanı göz açıp kapayıncaya kadar yok etti.
/ˈraɪt ɔf ðə bæt/
(idiom) hemen, ilk başta, anında
Örnek:
I knew right off the bat that something was wrong.
Hemen bir şeylerin yanlış olduğunu anladım.
/baɪ dɪˈɡriːz/
(idiom) yavaş yavaş, derece derece
Örnek:
The patient's health improved by degrees.
Hastanın sağlığı derece derece iyileşti.