Karakter İçinde Güçlü ve Kendine Güvenen Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Karakter' içinde 'Güçlü ve Kendine Güvenen' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /kʌm aʊt əv jʊər ʃɛl/
(idiom) kabuğundan çıkmak, daha sosyal olmak
Örnek:
After a few weeks at college, she really started to come out of her shell.
Üniversitede birkaç hafta geçirdikten sonra gerçekten kabuğundan çıkmaya başladı.
/ˈiː.ɡər ˈbiː.vər/
(idiom) çalışkan arı, hevesli kişi
Örnek:
She's such an eager beaver, always the first to volunteer for extra tasks.
O tam bir çalışkan arı, her zaman ek görevler için ilk gönüllü olan.
/əz kiːn əz ˈmʌstərd/
(idiom) çok hevesli, çok istekli
Örnek:
She's always as keen as mustard to help out with new projects.
Yeni projelere yardım etmeye her zaman çok heveslidir.
/əz hɑrd əz neɪlz/
(idiom) çok sert, acımasız
Örnek:
She's a businesswoman who is as hard as nails when it comes to negotiations.
Müzakereler söz konusu olduğunda çok sert bir iş kadınıdır.
/stænd ɑn yʊər oʊn (tu) fiːt/
(idiom) kendi ayakları üzerinde durmak, bağımsız olmak
Örnek:
After college, it's time to stand on your own two feet.
Üniversiteden sonra kendi ayaklarının üzerinde durma zamanı.
/loʊn wʊlf/
(idiom) yalnız kurt, tek başına hareket eden kişi
Örnek:
He's always been a lone wolf, preferring to work on his own projects.
O her zaman bir yalnız kurt olmuştur, kendi projeleri üzerinde tek başına çalışmayı tercih eder.
/ˌfriː ˈspɪr.ɪt/
(noun) özgür ruh
Örnek:
She's always been a free spirit, traveling the world and living life on her own terms.
O her zaman özgür ruhlu olmuştur, dünyayı gezmiş ve hayatı kendi şartlarına göre yaşamıştır.
/nɜrvz əv stil/
(idiom) çelik gibi sinirler, soğukkanlılık
Örnek:
The bomb disposal expert had nerves of steel, calmly defusing the device.
Bomba imha uzmanı çelik gibi sinirlere sahipti, cihazı sakince etkisiz hale getirdi.
/liːn ənd miːn/
(idiom) verimli ve güçlü, gereksiz unsurlardan arındırılmış
Örnek:
After the restructuring, the company became a lean and mean operation.
Yeniden yapılanmanın ardından şirket verimli ve güçlü bir yapıya büründü.
/əz boʊld əz bræs/
(idiom) pişkin pişkin, arsızca, utanmazca
Örnek:
He walked right as bold as brass into the meeting without an invitation.
Davetsiz bir şekilde pişkin pişkin toplantıya girdi.
/əz ˈkuːl əz ə ˈkjuːkʌmbər/
(idiom) buz gibi sakin, çok soğukkanlı
Örnek:
Even when the alarm went off, she remained as cool as a cucumber.
Alarm çaldığında bile buz gibi sakindi.
/əz tʌf əz oʊld buːts/
(idiom) çok sağlam, dayanıklı
Örnek:
My grandmother is 90 years old and still (as) tough as old boots.
Büyükannem 90 yaşında ve hala (eski botlar gibi) çok sağlam.
/bi æz ˈstʌbərn æz ə mjuːl/
(idiom) katır gibi inatçı olmak, çok inatçı olmak
Örnek:
You can try to convince him, but he'll be as stubborn as a mule.
Onu ikna etmeye çalışabilirsin ama o katır gibi inatçı olacak.
/tʌf ˈkʊki/
(idiom) sert ceviz, güçlü karakter
Örnek:
She's a tough cookie, she won't let a little setback stop her.
O sert bir ceviz, küçük bir aksilik onu durduramaz.