Kesinlik ve Yetenek İçinde Şans ve Fırsat Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Kesinlik ve Yetenek' içinde 'Şans ve Fırsat' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /jʊər lʌk ɪz ɪn/
(idiom) şansın yaver gidiyor, şansın açık
Örnek:
You found a twenty-dollar bill on the street? Your luck is in!
Yolda yirmi dolarlık bir banknot mu buldun? Şansın yaver gidiyor!
/dʒʌst maɪ lʌk/
(idiom) tam da benim şansım, işte benim şansım
Örnek:
I finally got a day off, and just my luck, it rained all day.
Sonunda bir gün izin aldım ve tam da benim şansım, bütün gün yağmur yağdı.
/nɑk ɑn wʊd/
(idiom) tahtaya vurmak
Örnek:
I haven't had a cold all winter, knock on wood.
Tüm kış grip olmadım, tahtaya vur.
/ðə lʌk əv ðə drɔː/
(idiom) şans işi, kısmet
Örnek:
It's just the luck of the draw whether you get a good team or not.
İyi bir takım alıp almayacağın tamamen şans işi.
/flaɪ baɪ ðə siːt əv jʊər pænts/
(idiom) doğaçlama yapmak, içgüdüsel davranmak, plansız hareket etmek
Örnek:
We didn't have a detailed plan, so we had to fly by the seat of our pants during the project.
Detaylı bir planımız yoktu, bu yüzden proje boyunca doğaçlama yapmak zorunda kaldık.
/kætʃ ə breɪk/
(idiom) şans yakalamak, fırsat bulmak
Örnek:
After months of job searching, she finally caught a break and got an interview.
Aylarca iş aradıktan sonra nihayet bir şans yakaladı ve bir mülakat aldı.
/straɪk ɡoʊld/
(idiom) altın vurmak, çok başarılı olmak
Örnek:
The small startup really struck gold with their new app.
Küçük startup yeni uygulamalarıyla gerçekten altın vurdu.