Ortak Kelimeler İçinde Hava Durumu Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Ortak Kelimeler' içinde 'Hava Durumu' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren(noun) hava, iklim;
(verb) aşındırmak, dayanmak, göğüs germek
Örnek:
(adjective) ılık, sıcak, samimi;
(verb) ısıtmak, ısınmak;
(adverb) sıcak bir şekilde, samimi bir şekilde
Örnek:
(noun) rüzgar, nefes, hava;
(verb) sarmak, kıvrılmak, kurmak
Örnek:
(noun) yağmur;
(verb) yağmak
Örnek:
(noun) sıcaklık, ateş
Örnek:
(noun) hava durumu tahmini, hava raporu
Örnek:
(adjective) güneşli, neşeli, iyimser
Örnek:
(noun) güneş ışığı, güneş, neşe
Örnek:
(adjective) buzlu, buz gibi, çok soğuk
Örnek:
(noun) atmosfer, ortam
Örnek:
(adjective) kuru, kurak, çorak;
(verb) kurutmak
Örnek:
(noun) güneş, güneş ışığı;
(verb) güneşlenmek, güneşe sermek
Örnek:
(noun) bulut, gölge, sorun;
(verb) bulandırmak, karartmak
Örnek:
(noun) sis, kafa karışıklığı, zihin bulanıklığı;
(verb) buğulandırmak, sisle kaplamak, kafa karışıklığı yaşamak
Örnek:
(noun) kar;
(verb) kar yağmak
Örnek:
(adjective) soğuk, duygusuz, mesafeli;
(noun) soğuk algınlığı
Örnek:
(adjective) serin, havalı, harika;
(verb) serinletmek, soğutmak;
(noun) serinlik
Örnek:
(adjective) sıcak, acı, çekici;
(adverb) sıcak
Örnek:
(adjective) ıslak, nemli, yağışlı;
(verb) ıslatmak, nemlendirmek
Örnek:
(adjective) düzensiz, istikrarsız, değişken
Örnek:
(noun) gök gürültüsü;
(verb) gürlemek, uğuldamak
Örnek:
(noun) dolu tanesi
Örnek:
(adjective) fırtınalı, rüzgarlı
Örnek:
(noun) sağanak, şiddetli yağmur
Örnek:
(noun) yağmurluk, pardösü
Örnek:
(noun) kar fırtınası, tipi
Örnek:
(noun) gökkuşağı, çeşitlilik, yelpaze
Örnek:
(noun) çiğ;
(verb) çiğle kaplamak, nemlendirmek
Örnek:
(noun) sulu kar, buzlu yağmur;
(verb) sulu kar yağmak, buzlu yağmur yağmak
Örnek:
(adjective) fırtınalı, kasırgalı, gergin
Örnek:
(noun) kar tanesi, aşırı hassas kişi
Örnek:
(noun) su birikintisi;
(verb) su birikintisi oluşturmak, birikmek
Örnek:
(noun) şimşek, yıldırım;
(adjective) şimşek gibi, çok hızlı
Örnek:
(adjective) hafif, ılımlı, yumuşak huylu
Örnek:
(adjective) sıkıcı, donuk, körelmiş;
(verb) köreltmek, azaltmak
Örnek:
(noun) sığınak, barınak, korunak;
(verb) korumak, barındırmak, sığınmak
Örnek:
(phrasal verb) kaçmak, firar etmek, kontrolden çıkmak
Örnek:
(adjective) Santigrat, Celsius;
(noun) Santigrat, Celsius
Örnek:
(adjective) güzel, iyi, ince;
(noun) para cezası, ceza;
(verb) para cezası vermek, cezalandırmak;
(adverb) iyi, gayet iyi
Örnek: