B2 Seviyesi İçinde B2 - Genel Sıfatlar 2 Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'B2 Seviyesi' içinde 'B2 - Genel Sıfatlar 2' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren(adverb) ileri, önde, ileriye;
(adjective) ileri, ön, cüretkar;
(verb) iletmek, göndermek;
(noun) forvet
Örnek:
(adjective) temel, esas;
(noun) temeller, esaslar
Örnek:
(adjective) görkemli, büyük, muhteşem;
(noun) bin, bin sterlin
Örnek:
(adjective) çok komik, güldürücü
Örnek:
(adjective) onurlu, saygın, şerefli
Örnek:
(adjective) esprili, komik
Örnek:
(adjective) etkilenmiş, hayran kalmış;
(verb) etkilemek, hayran bırakmak
Örnek:
(adjective) ilk, başlangıçtaki;
(noun) baş harf, ilk harf;
(verb) imzalamak, baş harflerini atmak
Örnek:
(adjective) iç, dahili, zihinsel
Örnek:
(adjective) amaçlanan, planlanan;
(noun) nişanlı, müstakbel eş;
(past participle) amaçlanan, niyet edilen
Örnek:
(adjective) yoğun, şiddetli, kuvvetli
Örnek:
(adjective) iç, dahili, içsel
Örnek:
(adjective) harfi harfine, gerçek, fiili
Örnek:
(noun) kütle, yığın, kitle;
(verb) toplanmak, yığılmak;
(adjective) kitlesel, genel
Örnek:
(noun) malzeme, madde, materyal;
(adjective) maddi, önemli
Örnek:
(adjective) küçük, önemsiz, hafif;
(noun) küçük, reşit olmayan
Örnek:
(adjective) karışık, çeşitli, karma;
(past participle) karışık
Örnek:
(adjective) genel, toplam;
(adverb) genel olarak, toplamda;
(noun) tulum, iş tulumu
Örnek:
(adjective) potansiyel;
(noun) potansiyel, yetenek
Örnek:
(adjective) başlıca, birincil, birinci sınıf;
(noun) zirve, en iyi dönem, asal sayı;
(verb) hazırlamak, canlandırmak
Örnek:
(noun) müdür, rektör, anapara;
(adjective) başlıca, ana, esas
Örnek:
(adjective) saf, katışıksız, masum
Örnek:
(adjective) hızlı, çabuk
Örnek:
(noun) temsilci, delege;
(adjective) temsili, tipik
Örnek:
(noun) sakin, ikamet eden, asistan doktor;
(adjective) yerleşik, ikamet eden
Örnek:
(noun) rutin, alışkanlık, alt program;
(adjective) rutin, olağan
Örnek:
(adjective) şok olmuş, sarsılmış;
(verb) şok etmek, sarsmak
Örnek:
(adjective) hafif, küçük, önemsiz;
(verb) küçümsemek, hakaret etmek, ihmal etmek;
(noun) küçümseme, hakaret, ihmal
Örnek:
(adjective) yapışkan, cıvık, çetrefilli
Örnek:
(adjective) sert, katı, tutulmuş;
(noun) ceset, ölü, cimri;
(verb) para ödememek, dolandırmak;
(adverb) çok, aşırı
Örnek:
(adjective) bilinçsiz, şuursuz, bilinçaltı
Örnek:
(adjective) üst, yukarı, yüksek;
(noun) ayakkabı üstü
Örnek:
(adjective) hayati, önemli, gerekli
Örnek:
(adjective) istekli, gönüllü, razı
Örnek: