Medya İçinde Sosyal Medya Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Medya' içinde 'Sosyal Medya' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren(noun) profil fotoğrafı
Örnek:
(noun) profil, yan görünüş, biyografi;
(verb) profilini çıkarmak, tanımlamak
Örnek:
(noun) biyo, biyografi, biyoloji;
(adjective) biyo, biyolojik
Örnek:
(adjective) sonraki, aşağıdaki;
(noun) takipçi kitlesi, destekçiler, hayranlar;
(preposition) sonra, takiben
Örnek:
(preposition) gibi, benzer, örneğin;
(verb) beğenmek, sevmek, istemek;
(conjunction) gibi;
(adverb) dedi ki, gibi;
(interjection) dedi ki, gibi;
(noun) benzer, eşdeğer
Örnek:
(noun) yorum, açıklama;
(verb) yorum yapmak, açıklama yapmak
Örnek:
(noun) zaman çizelgesi, kronoloji, program
Örnek:
(noun) hikaye, masal, haber
Örnek:
(noun) direk, kazık, gönderi;
(verb) asmak, duyurmak, postalamak;
(preposition) sonra, post-
Örnek:
(noun) statü, konum, durum
Örnek:
(verb) beslemek, yedirmek, sağlamak;
(noun) besleme, yem, akış
Örnek:
(noun) DM, direkt mesaj;
(verb) DM atmak, direkt mesaj göndermek;
(abbreviation) DM, zindan ustası
Örnek:
(noun) bildirim, duyuru, resmi bildirim
Örnek:
(noun) arkadaş, dost, destekçi;
(verb) arkadaş eklemek, arkadaş olmak
Örnek:
(noun) arkadaşlık isteği
Örnek:
(noun) nişan, randevu, taahhüt
Örnek:
(verb) vurgulamak, öne çıkarmak, işaretlemek;
(noun) önemli an, vurgu, en iyi kısım
Örnek:
(abbreviation) PM, öğleden sonra
Örnek:
(noun) ötüş, cıvıltı, tweet;
(verb) ötmek, cıvıldamak, tweet atmak
Örnek:
(noun) vlog, video blogu;
(verb) vlog çekmek, video blogu yapmak
Örnek:
(noun) vlog çekmek, vloglama;
(verb) vlog çekmek, vloglamak
Örnek:
(noun) grup, küme, müzik grubu;
(verb) gruplamak, bir araya getirmek
Örnek:
(noun) flashmob
Örnek:
(noun) tavsiye, öneri, referans
Örnek:
(noun) algoritma
Örnek:
(noun) sosyal ağ, sosyal medya platformu
Örnek:
(noun) sosyal ağ, sosyal medya
Örnek:
(noun) içerik, muhteva, oran;
(adjective) memnun, hoşnut;
(verb) memnun etmek, hoşnut etmek
Örnek:
(noun) makara, bobin, reel;
(verb) sendelmek, yalpalamak, sarmak
Örnek:
(noun) arşiv, arşiv binası;
(verb) arşivlemek
Örnek:
(noun) meme, kültürel meme, kültürel bilgi birimi
Örnek:
(noun) FOMO, bir şeyleri kaçırma korkusu
Örnek:
(noun) selfie, özçekim
Örnek:
(noun) sap, kulp;
(verb) idare etmek, ele almak
Örnek:
(noun) trol, internet provokatörü;
(verb) trollemek, provoke etmek
Örnek:
(noun) sevmezlik, hoşnutsuzluk;
(verb) sevmemek, hoşlanmamak
Örnek:
(noun) avatar, sanal temsilci, enkarnasyon
Örnek:
(noun) filtre;
(verb) filtrelemek, elemek
Örnek:
(noun) emoji, ifade simgesi
Örnek: