Avatar of Vocabulary Set Pişirme Ağırlıkları ve Ölçüleri

Yiyecek ve İçecek Hazırlama İçinde Pişirme Ağırlıkları ve Ölçüleri Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Yiyecek ve İçecek Hazırlama' içinde 'Pişirme Ağırlıkları ve Ölçüleri' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

weight

/weɪt/

(noun) ağırlık, kilo, halter;

(verb) ağırlıklandırmak, ağırlaştırmak

Örnek:

What is the weight of this package?
Bu paketin ağırlığı ne kadar?

volume

/ˈvɑːl.juːm/

(noun) hacim, kapasite, ses

Örnek:

The volume of the box is 10 cubic meters.
Kutunun hacmi 10 metreküptür.

metric system

/ˈmet.rɪk ˌsɪs.təm/

(noun) metrik sistem

Örnek:

Most countries use the metric system for measurements.
Çoğu ülke ölçümler için metrik sistemi kullanır.

liter

/ˈliː.t̬ɚ/

(noun) litre

Örnek:

The bottle contains two liters of water.
Şişe iki litre su içeriyor.

milliliter

/ˈmɪl.əˌliː.t̬ɚ/

(noun) mililitre

Örnek:

Add 50 milliliters of water to the mixture.
Karışıma 50 mililitre su ekleyin.

gram

/ɡræm/

(noun) gram

Örnek:

The recipe calls for 200 grams of flour.
Tarif 200 gram un istiyor.

kilogram

/ˈkɪl.ə.ɡræm/

(noun) kilogram

Örnek:

The package weighs five kilograms.
Paket beş kilogram ağırlığında.

fluid ounce

/ˈfluː.ɪd ˈaʊns/

(noun) sıvı ons

Örnek:

The recipe calls for 8 fluid ounces of milk.
Tarif 8 sıvı ons süt gerektiriyor.

cup

/kʌp/

(noun) fincan, bardak, bir fincan dolusu;

(verb) avuçlamak, fincan şekli vermek

Örnek:

She poured hot tea into her favorite cup.
En sevdiği fincana sıcak çay döktü.

pint

/paɪnt/

(noun) pint

Örnek:

I'll have a pint of milk, please.
Bir pint süt alabilir miyim, lütfen.

quart

/kwɔːrt/

(noun) kuart

Örnek:

I bought a quart of milk from the store.
Mağazadan bir kuart süt aldım.

gallon

/ˈɡæl.ən/

(noun) galon

Örnek:

I bought a gallon of milk from the store.
Mağazadan bir galon süt aldım.

density

/ˈden.sə.t̬i/

(noun) yoğunluk, kütle yoğunluğu

Örnek:

The population density in the city center is very high.
Şehir merkezindeki nüfus yoğunluğu çok yüksek.

measuring cup

/ˈmeʒ.ər.ɪŋ ˌkʌp/

(noun) ölçü kabı, ölçü bardağı

Örnek:

She used a measuring cup to add exactly one cup of flour.
Tam olarak bir bardak un eklemek için bir ölçü kabı kullandı.

drop

/drɑːp/

(noun) damla, düşüş, azalma;

(verb) düşürmek, bırakmak, düşmek

Örnek:

A drop of rain fell on my nose.
Burnuma bir damla yağmur düştü.

smidgen

/ˈsmɪdʒ.ɪn/

(noun) tutam, azıcık, bir parça

Örnek:

Could you add just a smidgen of salt to the soup?
Çorbaya sadece bir tutam tuz ekleyebilir misin?

pinch

/pɪntʃ/

(noun) tutam, bir miktar, çimdik;

(verb) çimdiklemek, sıkmak, çalmak

Örnek:

Add a pinch of salt to the soup.
Çorbaya bir tutam tuz ekle.

dash

/dæʃ/

(noun) tutam, biraz, tire;

(verb) fırlamak, koşmak, çarpmak

Örnek:

Add a dash of salt to the soup.
Çorbaya bir tutam tuz ekle.

scruple

/ˈskruː.pəl/

(noun) vicdan azabı, tereddüt;

(verb) çekinmek, tereddüt etmek

Örnek:

He had no scruples about cheating on the test.
Sınavda kopya çekmek konusunda hiçbir vicdan azabı yoktu.

gill

/ɡɪl/

(noun) solungaç, lamel, gill

Örnek:

Fish breathe through their gills.
Balıklar solungaçları aracılığıyla nefes alır.

minim

/ˈmɪn.ɪm/

(noun) ikilik nota, minim, damla

Örnek:

The melody features several minims, giving it a flowing rhythm.
Melodi, akıcı bir ritim veren birkaç ikilik nota içeriyor.

ounce

/aʊns/

(noun) ons, zerre, bir tutam

Örnek:

The recipe calls for 8 ounces of flour.
Tarif 8 ons un gerektiriyor.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren