27. Gün - Arkadaşlar ve Hisseler İçinde 800 Puan Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'27. Gün - Arkadaşlar ve Hisseler' içinde '800 Puan' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren(idiom) emrinde, hizmetinde, kullanımına hazır
Örnek:
(phrase) yapmaya isteksiz olmak, yapmaktan çekinmek
Örnek:
(idiom) ister inan ister inanma
Örnek:
(idiom) A'nın suçunu B'ye atmak, A'yı B'ye bağlamak
Örnek:
(phrase) acil toplantı çağırmak
Örnek:
(phrase) yardım istemek, destek çağırmak
Örnek:
(plural noun) şartlar, koşullar
Örnek:
(phrasal verb) kısmak, azaltmak, budamak
Örnek:
(noun) acil tahliye
Örnek:
(adjective) şenlikli, bayram, neşeli
Örnek:
(verb) engellemek, boşa çıkarmak, sinirlendirmek
Örnek:
(phrasal verb) kurtulmak, atmak, defetmek
Örnek:
(idiom) denemek, şansını denemek
Örnek:
(idiom) yapmak için sebebi olmak
Örnek:
(adjective) tehlikeli, riskli
Örnek:
(phrase) baş başa, özel olarak, gizlice
Örnek:
(phrase) uzak geçmişte
Örnek:
(noun) alım, tüketim, giriş
Örnek:
(adjective) sızdıran, delik
Örnek:
(phrasal verb) aramak, peşinde olmak, beklemek
Örnek:
(collocation) piknik organize etmek
Örnek:
(phrasal verb) ile eşleşmek, ile bir araya gelmek
Örnek:
(noun) yansıma, geri yansıma, düşünme
Örnek:
(noun) özgüven, özsaygı
Örnek:
(phrasal verb) gösteriş yapmak, hava atmak, övünmek
Örnek:
(phrase) tarafından desteklenen, sponsorluğunda
Örnek:
(noun) borsa, hisse senedi piyasası
Örnek:
(adjective) destekleyici, yardımcı, taşıyıcı;
(noun) destek, yardım;
(verb) desteklemek, yardım etmek
Örnek:
(verb) yırtmak, parçalamak, delik açmak;
(noun) gözyaşı
Örnek:
(adverb) kayıtsız şartsız, koşulsuz
Örnek:
(adverb) bolca, bereketli bir şekilde, fazlasıyla
Örnek:
(adverb) ek olarak, ayrıca
Örnek:
(adjective) hırslı, azimli, iddialı
Örnek:
(adverb) ihtiyatlı bir şekilde, tedbirli bir şekilde
Örnek:
(adjective) düşünceli, saygılı, nazik
Örnek:
(noun) istişare, danışma, konsültasyon
Örnek:
(adverb) etkili bir şekilde, verimli bir şekilde, fiilen
Örnek:
(adjective) gözde, favori, sahip
Örnek:
(adjective) pratik olmayan, gerçekçi olmayan
Örnek:
(adjective) uygunsuz, yakışıksız, yanlış
Örnek:
(adjective) güvensiz, endişeli, sağlam olmayan
Örnek:
(adverb) emniyetsizce, gevşekçe, özgüvensizce
Örnek:
(verb) haklı çıkarmak, doğrulamak
Örnek:
(adjective) azaltılmış, indirilmiş, düşürülmüş;
(verb) azalttı, indirdi, düşürdü
Örnek:
(noun) isteksizlik, gönülsüzlük, tereddüt
Örnek:
(noun) eleştirmen, yorumcu, denetçi
Örnek:
(idiom) gurur duymak, övünmek
Örnek:
(verb) tehdit etmek, tehlike oluşturmak
Örnek:
(noun) girişim, macera, riskli iş;
(verb) girişmek, cesaret etmek, risk almak
Örnek:
(noun) şube, tali ofis
Örnek:
(noun) kafa karışıklığı, şaşkınlık, karışıklık
Örnek:
(noun) tartışma, ihtilaf, anlaşmazlık
Örnek:
(noun) maliyet analizi
Örnek:
(adverb) hafifçe, belli belirsiz, zayıfça
Örnek:
(noun) girdi, katkı, veri;
(verb) girmek, veri girmek
Örnek:
(noun) yatırımcı
Örnek:
(noun) miras, vasiyet, kalıt
Örnek:
(idiom) masrafları karşılamak, giderleri ödemek
Örnek:
(phrase) düzenli olarak, periyodik olarak
Örnek:
(idiom) kendi hesabına, kendi adına
Örnek:
(noun) öncü, kaşif;
(verb) öncülük etmek, başlatmak
Örnek:
(adjective) öngörülen, tahmini, çıkıntılı
Örnek:
(verb) yeniden incelemek, tekrar gözden geçirmek
Örnek:
(adjective) tekrarlayıcı, monoton
Örnek:
(phrase) iş kurmak, işletme açmak
Örnek:
(noun) güç, kuvvet, mukavemet
Örnek:
(phrase) önlem almak, tedbir almak
Örnek:
(phrasal verb) atmak, elden çıkarmak, kovmak
Örnek: