Zengin ve Başarılı İçinde Başarı ve Zafer Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Zengin ve Başarılı' içinde 'Başarı ve Zafer' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğrensuccess is a journey, not a destination
/səkˈsɛs ɪz ə ˈdʒɜrni, nɑt ə ˌdɛstəˈneɪʃən/
(idiom) başarı bir yolculuktur, bir varış noktası değildir
Örnek:
He reminded his team that success is a journey, not a destination, so they should enjoy the learning process.
Ekibine başarının bir yolculuk olduğunu, bir varış noktası olmadığını hatırlattı, bu yüzden öğrenme sürecinin tadını çıkarmalıydılar.
/ˈnʌθ.ɪŋ səkˈsiːdz laɪk səkˈses/
(idiom) başarı başarıyı getirir, başarı başarıyı doğurur
Örnek:
After winning the first contract, the company quickly secured three more; nothing succeeds like success.
İlk sözleşmeyi kazandıktan sonra şirket hızla üç sözleşme daha aldı; başarı başarıyı getirir.
/səkˈsɛs ɪz ˈnɛvər bleɪmd/
(idiom) başarı asla suçlanmaz, kazanan her zaman haklıdır
Örnek:
He took many risks to win the election, but as they say, success is never blamed.
Seçimi kazanmak için pek çok risk aldı ama dedikleri gibi, başarı asla suçlanmaz.
/kriːm ˈraɪ.zɪz tuː ðə tɑːp/
(idiom) iyiler her zaman en üste çıkar
Örnek:
He started as an intern, but cream rises to the top and he's now the CEO.
Stajyer olarak başladı ama iyiler her zaman en üste çıkar ve o şimdi CEO.
/ə bɜːrd ˈnɛvər fluː ɒn wʌn wɪŋ/
(idiom) kuş tek kanatla uçmaz
Örnek:
Have another whiskey; a bird never flew on one wing!
Bir viski daha iç; kuş tek kanatla uçmaz!
/ə ɡreɪt ʃɪp æsks diːp ˈwɔːtərz/
(idiom) büyük gemi derin su ister
Örnek:
He decided to move his startup to Silicon Valley, knowing that a great ship asks deep waters.
Büyük işlerin büyük imkanlar gerektirdiğini bilerek, girişimini Silicon Valley'e taşımaya karar verdi.
he who laughs last, laughs the loudest
/hi hu læfs læst, læfs ðə ˈlaʊdəst/
(idiom) son gülen iyi güler
Örnek:
They mocked his business plan, but he who laughs last, laughs the loudest.
İş planıyla alay ettiler ama son gülen iyi güler.
the end of a melody is not its goal
/ði ɛnd ʌv ə ˈmɛlədi ɪz nɑt ɪts ɡoʊl/
(phrase) bir melodinin sonu onun hedefi değildir
Örnek:
Nietzsche once wrote that the end of a melody is not its goal, reminding us to enjoy the journey.
Nietzsche bir keresinde bir melodinin sonu onun hedefi değildir diye yazarak bize yolculuğun tadını çıkarmamızı hatırlatmıştı.
it is better be envied than pitied
/ɪt ɪz ˈbetər bi ˈenvid ðæn ˈpɪtid/
(idiom) acınmaktansa kıskanılmak daha iyidir
Örnek:
She works hard to maintain her status, believing that it is better to be envied than pitied.
Statüsünü korumak için çok çalışıyor, acınmaktansa kıskanılmanın daha iyi olduğuna inanıyor.