Başarı İçinde Avantajları Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Başarı' içinde 'Avantajları' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğrenmake something worth someone's while
/meɪk ˈsʌmθɪŋ wɜrθ ˈsʌmwʌnz waɪl/
(idiom) karşılığını vermek, değdirmek
Örnek:
If you help me move, I'll make it worth your while.
Bana taşınmada yardım edersen, karşılığını fazlasıyla vereceğim.
do somebody/something the world of good
/duː ˈsʌm.bə.di ˈsʌm.θɪŋ ðə wɜːld əv ɡʊd/
(idiom) birine/bir şeye çok iyi gelmek, çok faydalı olmak
Örnek:
A good night's sleep would do you the world of good.
İyi bir gece uykusu sana çok iyi gelir.
/hæv frɛndz ɪn haɪ ˈpleɪsɪz/
(idiom) yüksek yerlerde arkadaşları olmak, torpili olmak
Örnek:
He managed to get the job because he has friends in high places.
İşi almayı başardı çünkü yüksek yerlerde arkadaşları var.
a bird in the hand is worth two in the bush
/ə bɜrd ɪn ðə hænd ɪz wɜrθ tu ɪn ðə bʊʃ/
(idiom) eldeki bir kuş daldaki iki kuştan iyidir
Örnek:
I know the new job offers more money, but a bird in the hand is worth two in the bush, so I'm staying with my current stable position.
Yeni işin daha fazla para sunduğunu biliyorum ama eldeki bir kuş daldaki iki kuştan iyidir, bu yüzden mevcut istikrarlı pozisyonumda kalıyorum.
/hæv ˈsʌmθɪŋ ˈɡoʊɪŋ fɔr ju/
(idiom) bir avantajı olmak, bir artısı olmak
Örnek:
She may be young, but she really has something going for her with her determination and talent.
Genç olabilir ama azmi ve yeteneğiyle gerçekten bir avantajı var.
/raɪd ə weɪv əv/
(idiom) bir dalgayı yakalamak, bir trendden faydalanmak
Örnek:
The company managed to ride a wave of increased demand for its products.
Şirket, ürünlerine olan talebin artış dalgasını yakalamayı başardı.
/bi ˈbɛtər ɔf/
(idiom) daha iyi durumda olmak, daha iyi olmak
Örnek:
You'd be better off saving your money instead of spending it all.
Paranın hepsini harcamak yerine biriktirsen daha iyi olur.
/duː ˈsʌm.bə.di ɡʊd/
(idiom) birine iyi gelmek, birine faydalı olmak
Örnek:
A good night's sleep will do you good.
İyi bir gece uykusu sana iyi gelecek.
/bi ˈsɪtɪŋ ˈprɪti/
(idiom) rahat bir durumda olmak, avantajlı bir konumda olmak, keyfi yerinde olmak
Örnek:
After winning the lottery, she's sitting pretty for the rest of her life.
Piyangoyu kazandıktan sonra, hayatının geri kalanında rahat bir durumda olacak.