Kesinlik ve Yetenek İçinde İmkansızlık Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Kesinlik ve Yetenek' içinde 'İmkansızlık' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /paɪ ɪn ðə skaɪ/
(idiom) boş hayal, hayal ürünü, gerçekleşmesi imkansız plan
Örnek:
His dream of becoming a millionaire overnight is just pie in the sky.
Bir gecede milyoner olma hayali sadece boş bir hayal.
by no stretch of the imagination
/baɪ noʊ strɛtʃ əv ðə ɪˌmædʒɪˈneɪʃən/
(idiom) hiçbir şekilde, asla
Örnek:
He is by no stretch of the imagination qualified for this job.
Bu iş için hiçbir şekilde nitelikli değil.
/ˌnoʊ ˈweɪ/
(exclamation) asla, imkansız, yok artık
Örnek:
Are you going to finish all that food? No way!
Tüm o yemeği bitirecek misin? Asla!
can ill afford (to do something)
/kæn ɪl əˈfɔrd tu du ˈsʌmˌθɪŋ/
(idiom) göze alamamak, karşılayamamak
Örnek:
We can ill afford to lose any more money on this project.
Bu projede daha fazla para kaybetmeyi göze alamayız.
/pɔɪnt əv noʊ rɪˈtɜrn/
(idiom) geri dönüşü olmayan nokta
Örnek:
Once we launch the rocket, we've passed the point of no return.
Roketi fırlattığımızda, geri dönüşü olmayan noktayı geçmiş olacağız.
/aʊt əv ðə ˈkwes.tʃən/
(idiom) söz konusu değil, imkansız
Örnek:
Going on vacation right now is out of the question.
Şu an tatile gitmek söz konusu bile değil.
/wɛn hɛl ˈfriːzɪz ˈoʊvər/
(idiom) cehennem donduğunda, asla
Örnek:
I'll apologize to him when hell freezes over.
Ona cehennem donduğunda özür dileyeceğim.
/ˈoʊvər maɪ dɛd ˈbɑːdi/
(idiom) ancak benim cesedimi çiğnersin, asla
Örnek:
You want to borrow my car for a road trip? Over my dead body!
Arabamı yolculuk için ödünç almak mı istiyorsun? Ancak benim cesedimi çiğnersin!
/kraɪ fɔr ðə mun/
(idiom) imkansızı istemek, ay'ı istemek
Örnek:
You're crying for the moon if you think you can finish this entire project by yourself in one day.
Bu projenin tamamını bir günde tek başına bitirebileceğini düşünüyorsan, imkansızı istiyorsun demektir.
/ɔːf ðə ˈteɪ.bəl/
(idiom) masadan kalkmış, tartışma dışı
Örnek:
The proposal is now off the table after the board meeting.
Yönetim kurulu toplantısından sonra teklif artık masadan kalktı.
/ˈkæsəlz ɪn ðə ɛr/
(idiom) hayaller, boş umutlar
Örnek:
He's always building castles in the air about becoming a millionaire.
Her zaman milyoner olma hakkında hayaller kuruyor.
/ˈnoʊ.ɡoʊ ˈer.i.ə/
(noun) yasak bölge, girilemez alan
Örnek:
After dark, that part of the city becomes a no-go area.
Karanlık çökünce, şehrin o kısmı bir yasak bölge haline gelir.