SAT'de Beşeri Bilimler ile ilgili kelime bilgisi İçinde Siyaset ve Yasama Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'SAT'de Beşeri Bilimler ile ilgili kelime bilgisi' içinde 'Siyaset ve Yasama' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren(noun) politika, ilke, poliçe
Örnek:
(noun) referandum, halk oylaması
Örnek:
(noun) antlaşma, sözleşme
Örnek:
(noun) değişiklik, düzeltme
Örnek:
(noun) anayasa, kuruluş, yapı
Örnek:
(noun) görev süresi, hizmet süresi, kadro
Örnek:
(noun) açılış, başlatma, kuruluş
Örnek:
(noun) saltanat, hükümranlık, iktidar;
(verb) hüküm sürmek, saltanat sürmek, hakim olmak
Örnek:
(noun) oda, salon, özel oda;
(verb) fişek yatağına sürmek, doldurmak
Örnek:
(noun) kongre, toplantı, Kongre
Örnek:
(noun) konfederasyon, ittifak, Konfederasyon
Örnek:
(noun) başbakan
Örnek:
(noun) demokrat, Demokrat
Örnek:
(adjective) liberal, açık fikirli, cömert;
(noun) liberal
Örnek:
(noun) cumhuriyetçi, Cumhuriyetçi (parti);
(adjective) cumhuriyetçi, Cumhuriyetçi (parti)
Örnek:
(noun) muhafazakar;
(adjective) muhafazakar, geleneksel
Örnek:
(noun) komünist;
(adjective) komünist
Örnek:
(phrasal verb) sonuçlanmak, olmak, katılmak
Örnek:
(noun) demokrasi, demokratik devlet
Örnek:
(noun) koloni, topluluk
Örnek:
(noun) krallık, diyar, alan
Örnek:
(noun) parti, eğlence, grup;
(verb) parti yapmak, eğlenmek
Örnek:
(noun) pakt, anlaşma
Örnek:
(noun) önerme, iddia, teklif;
(verb) teklif etmek, önermek
Örnek:
(noun) zirve, doruk, zirve toplantısı;
(verb) zirveye çıkmak, tırmanmak
Örnek:
(noun) propaganda
Örnek:
(noun) tüzük, kanun, yönetmelik
Örnek:
(noun) adaylık, atama
Örnek:
(noun) ayrılma, çekilme
Örnek:
(noun) Milletler Topluluğu
Örnek:
(noun) prenslik
Örnek:
(noun) manifesto, bildiri
Örnek:
(noun) yetki, talimat;
(verb) yetkilendirmek, görevlendirmek
Örnek:
(noun) delegasyon, heyet, yetki devri
Örnek:
(noun) anavatan, memleket
Örnek:
(noun) ambargo, yasak, yayın yasağı;
(verb) ambargo koymak, yasaklamak
Örnek:
(noun) iki partili işbirliği, partiler arası uzlaşma
Örnek:
(adjective) belediye, kentsel
Örnek:
(adjective) seçim
Örnek:
(adjective) özerk, kendi kendini yöneten
Örnek:
(adjective) uluslararası, sınır ötesi
Örnek:
(adjective) jeopolitik
Örnek:
(adjective) federal, merkezi
Örnek:
(adjective) eyaletler arası, devletler arası;
(noun) eyaletler arası otoyol, otoyol
Örnek:
(adjective) otoriter, buyurgan;
(noun) otoriter kimse
Örnek:
(adjective) konsoloslukla ilgili, konsolosluk
Örnek:
(verb) geçmek, pas vermek, sollamak;
(noun) geçme, başarı, geçiş kartı
Örnek: