Sınav İçin Temel SAT Kelime Bilgisi İçinde Soyut ve psikolojik anlamları olan bileşik fiil öbekleri Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Sınav İçin Temel SAT Kelime Bilgisi' içinde 'Soyut ve psikolojik anlamları olan bileşik fiil öbekleri' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren(phrasal verb) seçmek, anlamak, öpüşmek
Örnek:
(phrasal verb) uydurmak, icat etmek, barışmak;
(noun) makyaj, kozmetik
Örnek:
(phrasal verb) kendini ... olarak tanımlamak
Örnek:
(phrasal verb) uyum sağlamak, ayak uydurmak, sığmak
Örnek:
(phrasal verb) etrafında dönmek, merkezinde olmak
Örnek:
(phrasal verb) açıklamak, neden olmak, oluşturmak
Örnek:
(phrasal verb) toplamı olmak, ulaşmak, mantıklı gelmek
Örnek:
(phrasal verb) fark edilmek, göze çarpmak, çıkıntı yapmak
Örnek:
(phrasal verb) yemin ettirmek, yemin ederek göreve başlamak
Örnek:
(phrasal verb) neden olmak, meydana getirmek, sağlamak
Örnek:
(phrasal verb) seçmek, ayırmak, hedef göstermek
Örnek:
(phrasal verb) yararlanmak, faydalanmak, çekmek
Örnek:
(phrasal verb) başlatmak, müjdelemek, açmak
Örnek:
(phrasal verb) kapatmak, tamamlamak, sonuçlandırmak;
(noun) tasfiye satışı, ucuzluk
Örnek:
(phrasal verb) uyuşmak, bağdaşmak
Örnek:
(phrasal verb) indirim yapmak, fiyatını düşürmek, not almak
Örnek:
(phrasal verb) önlemek, geciktirmek, bastırmak
Örnek:
(phrasal verb) başlamak, üstlenmek, kaplamak
Örnek:
(phrasal verb) çok etkilemek, hayran bırakmak, devirmek
Örnek:
(phrasal verb) bağlı olmak, dayanmak
Örnek:
(phrasal verb) yatıştırmak, yumuşatmak
Örnek:
(phrasal verb) yok olmak, solup gitmek
Örnek:
(phrasal verb) çıldırmak, paniklemek, kendinden geçmek
Örnek:
(phrasal verb) odaklanmak, hedef almak
Örnek:
(phrasal verb) oluşturmak, güçlendirmek, biriktirmek
Örnek:
(phrasal verb) aşamalı olarak kaldırmak, tedricen sona erdirmek
Örnek:
(phrasal verb) iyi sonuçlanmak, başarılı olmak
Örnek:
(phrasal verb) ortadan kaldırmak, bastırmak, söndürmek
Örnek:
(phrasal verb) biriktirmek, toplamak, elde etmek
Örnek:
(phrasal verb) devam etmek, sürüp gitmek
Örnek:
(phrasal verb) faydalanmak, kullanmak, bağlanmak
Örnek:
(phrasal verb) başlamak, girişmek, saldırmak
Örnek:
(phrasal verb) nötrlemek, dengelemek
Örnek:
(phrasal verb) savunmak, arkasında durmak
Örnek:
(phrasal verb) sonuçlanmak, olmak, katılmak
Örnek:
(noun) öne çıkan, gözde;
(adjective) öne çıkan, olağanüstü
Örnek:
(phrasal verb) örtbas etmek, gizlemek
Örnek:
(phrasal verb) toplamak, almak, öğrenmek
Örnek:
(phrasal verb) çıkarmak, kaldırmak, kalkmak
Örnek:
(phrasal verb) izin vermek, hesaba katmak, ayırmak
Örnek:
(phrasal verb) elemek, dışlamak
Örnek:
(phrasal verb) açmak, aydınlanmak, açıklığa kavuşturmak
Örnek:
(phrasal verb) iletişime geçmek, ulaşmak, uzanmak
Örnek:
(phrasal verb) takılmak, dalga geçmek
Örnek:
(phrasal verb) ortaya çıkarmak, canlandırmak
Örnek:
(phrasal verb) toplamak, çağırmak, ortaya çıkarmak
Örnek:
(phrasal verb) hecelemek, açıklamak, detaylandırmak
Örnek:
(phrasal verb) sunmak, ortaya koymak, ileri sürmek
Örnek:
(phrasal verb) rastlamak, tesadüfen bulmak
Örnek: