Avatar of Vocabulary Set Zihniyet

IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 6-7) İçinde Zihniyet Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 6-7)' içinde 'Zihniyet' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

instinct

/ˈɪn.stɪŋkt/

(noun) içgüdü, sezgi, içgörü

Örnek:

Birds build nests by instinct.
Kuşlar yuvalarını içgüdüsel olarak yapar.

syndrome

/ˈsɪn.droʊm/

(noun) sendrom, davranış kalıbı

Örnek:

Down syndrome is a genetic disorder.
Down sendromu genetik bir hastalıktır.

compulsion

/kəmˈpʌl.ʃən/

(noun) dürtü, takıntı, zorlama

Örnek:

He felt a compulsion to check the door lock one more time.
Kapı kilidini bir kez daha kontrol etmek için bir dürtü hissetti.

delusion

/dɪˈluː.ʒən/

(noun) sanrı, kuruntu, yanılgı

Örnek:

He suffers from the delusion that he is a famous rock star.
Ünlü bir rock yıldızı olduğu sanrısından muzdarip.

hallucination

/həˌluː.səˈneɪ.ʃən/

(noun) halüsinasyon, sanrı

Örnek:

He suffered from vivid hallucinations during his illness.
Hastalığı sırasında canlı halüsinasyonlar yaşadı.

paranoia

/ˌper.əˈnɔɪ.ə/

(noun) paranoya, kuruntu, şüphecilik

Örnek:

His increasing paranoia made him distrust everyone around him.
Artan paranoyası onu etrafındaki herkese güvensiz hale getirdi.

hypnosis

/hɪpˈnoʊ.sɪs/

(noun) hipnoz

Örnek:

The therapist used hypnosis to help the patient overcome their fear.
Terapist, hastanın korkusunu yenmesine yardımcı olmak için hipnoz kullandı.

complex

/kɑːmˈpleks/

(adjective) karmaşık, kompleks, anlaşılması zor;

(noun) kompleks, binalar topluluğu, psikolojik sorun

Örnek:

The human brain is a highly complex organ.
İnsan beyni oldukça karmaşık bir organdır.

projection

/prəˈdʒek.ʃən/

(noun) projeksiyon, tahmin, görüntüleme

Örnek:

The company's financial projections show steady growth.
Şirketin finansal projeksiyonları istikrarlı bir büyüme gösteriyor.

disorder

/dɪˈsɔːr.dɚ/

(noun) düzensizlik, karmaşa, bozukluk;

(verb) dağıtmak, bozmak

Örnek:

The room was in complete disorder after the party.
Partiden sonra oda tamamen dağınıktı.

ego

/ˈiː.ɡoʊ/

(noun) ego, benlik

Örnek:

His ego was bruised when he didn't get the promotion.
Terfi alamayınca egosu incindi.

id

/ɪd/

(noun) kimlik, ID, id

Örnek:

Please show your ID at the entrance.
Girişte kimliğinizi gösterin lütfen.

anorexia

/ˌæn.əˈrek.si.ə/

(noun) anoreksiya, yeme bozukluğu

Örnek:

She was diagnosed with anorexia after losing a dangerous amount of weight.
Tehlikeli miktarda kilo verdikten sonra kendisine anoreksiya teşhisi kondu.

mania

/ˈmeɪ.ni.ə/

(noun) mani, tutku, çılgınlık

Örnek:

She was diagnosed with bipolar disorder, which includes episodes of mania.
Bipolar bozukluk teşhisi konuldu, bu da mani ataklarını içerir.

cognition

/kɑːɡ-/

(noun) biliş, idrak

Örnek:

The study of cognition is central to psychology.
Biliş çalışması psikolojinin merkezindedir.

amnesia

/æmˈniː.ʒə/

(noun) amnezi, hafıza kaybı

Örnek:

After the accident, he suffered from temporary amnesia.
Kazadan sonra geçici hafıza kaybı yaşadı.

consciousness

/ˈkɑːn.ʃəs.nəs/

(noun) bilinç, şuur, farkındalık

Örnek:

He lost consciousness after hitting his head.
Kafasını vurduktan sonra bilincini kaybetti.

subconscious

/ˌsʌbˈkɑːn.ʃəs/

(adjective) bilinçaltı;

(noun) bilinçaltı

Örnek:

He has a subconscious fear of failure.
Onun bilinçaltı bir başarısızlık korkusu var.

unconscious

/ʌnˈkɑːn.ʃəs/

(adjective) bilinçsiz, şuursuz, bilinçaltı

Örnek:

He was knocked unconscious by the blow to his head.
Kafasına aldığı darbeyle bilincini kaybetti.

trauma

/ˈtrɑː.mə/

(noun) travma, ruhsal sarsıntı, yaralanma

Örnek:

The accident caused him severe emotional trauma.
Kaza ona ciddi duygusal travma yaşattı.

obsession

/əbˈseʃ.ən/

(noun) takıntı, saplantı

Örnek:

His obsession with cleanliness made him wash his hands constantly.
Temizlik takıntısı onu sürekli ellerini yıkamaya itiyordu.

self-awareness

/ˌself.əˈwer.nəs/

(noun) öz farkındalık, kendini bilme

Örnek:

Meditation can help you develop a greater sense of self-awareness.
Meditasyon, daha büyük bir öz farkındalık duygusu geliştirmenize yardımcı olabilir.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren