Avatar of Vocabulary Set Ölçüm

IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 5) İçinde Ölçüm Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 5)' içinde 'Ölçüm' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

size

/saɪz/

(noun) boyut, ebat;

(verb) boyutlandırmak, ebatlamak

Örnek:

What size shoes do you wear?
Kaç numara ayakkabı giyiyorsunuz?

dimension

/ˌdaɪˈmen.ʃən/

(noun) boyut, ebat, yön

Örnek:

The box has three dimensions: length, width, and height.
Kutunun üç boyutu vardır: uzunluk, genişlik ve yükseklik.

degree

/dɪˈɡriː/

(noun) derece, seviye, diploma

Örnek:

To what degree do you agree with this statement?
Bu ifadeye ne derece katılıyorsunuz?

rate

/reɪt/

(noun) oran, hız, tarife;

(verb) değerlendirmek, sınıflandırmak, görmek

Örnek:

The unemployment rate has decreased this quarter.
İşsizlik oranı bu çeyrekte azaldı.

space

/speɪs/

(noun) yer, boşluk, uzay;

(verb) aralık bırakmak, yerleştirmek

Örnek:

There's not enough space for all these books.
Bu kitaplar için yeterli yer yok.

statistic

/stəˈtɪs.tɪk/

(noun) istatistik, veri

Örnek:

The latest statistics show a rise in unemployment.
Son istatistikler işsizlikte artış olduğunu gösteriyor.

distance

/ˈdɪs.təns/

(noun) mesafe, uzaklık, ırak;

(verb) uzaklaştırmak, mesafe koymak

Örnek:

The distance from my house to the school is about two miles.
Evimden okula olan mesafe yaklaşık iki mildir.

scale

/skeɪl/

(noun) ölçek, kapsam, pul;

(verb) tırmanmak, çıkmak, pullarını temizlemek

Örnek:

The Richter scale measures the magnitude of earthquakes.
Richter ölçeği depremlerin büyüklüğünü ölçer.

measurement

/ˈmeʒ.ɚ.mənt/

(noun) ölçüm, ölçme, ölçü

Örnek:

The accurate measurement of ingredients is crucial for baking.
Malzemelerin doğru ölçümü fırıncılık için çok önemlidir.

proportion

/prəˈpɔːr.ʃən/

(noun) oran, pay, orantı;

(verb) oranlamak, orantılamak

Örnek:

The proportion of women in the workforce has increased.
İşgücündeki kadın oranı arttı.

length

/leŋθ/

(noun) uzunluk, süre, müddet

Örnek:

The table has a length of two meters.
Masanın uzunluğu iki metredir.

width

/wɪtθ/

(noun) genişlik

Örnek:

The table has a width of 90 centimeters.
Masanın genişliği 90 santimetredir.

height

/haɪt/

(noun) yükseklik, boy, zirve

Örnek:

What is your height?
Boyunuz kaç?

depth

/depθ/

(noun) derinlik, yoğunluk, zenginlik

Örnek:

The swimming pool has a depth of 3 meters.
Yüzme havuzunun derinliği 3 metredir.

weight

/weɪt/

(noun) ağırlık, kilo, halter;

(verb) ağırlıklandırmak, ağırlaştırmak

Örnek:

What is the weight of this package?
Bu paketin ağırlığı ne kadar?

amount

/əˈmaʊnt/

(noun) miktar, tutar;

(verb) tutmak, denk gelmek

Örnek:

A large amount of money was stolen.
Büyük bir miktar para çalındı.

quantity

/ˈkwɑːn.t̬ə.t̬i/

(noun) miktar, nicelik, belirtilen miktar

Örnek:

A large quantity of goods was shipped.
Büyük miktarda mal sevk edildi.

foot

/fʊt/

(noun) ayak, uzunluk birimi, etek;

(verb) yürümek, ayakla gitmek, ödemek

Örnek:

He hurt his foot playing soccer.
Futbol oynarken ayağını incitti.

gram

/ɡræm/

(noun) gram

Örnek:

The recipe calls for 200 grams of flour.
Tarif 200 gram un istiyor.

inch

/ɪntʃ/

(noun) inç;

(verb) yavaşça ilerlemek, adım adım gitmek

Örnek:

The screen measures 27 inches diagonally.
Ekran çapraz olarak 27 inç ölçer.

ton

/tʌn/

(noun) ton, metrik ton, çok

Örnek:

The truck can carry up to five tons of cargo.
Kamyon beş tona kadar yük taşıyabilir.

kilogram

/ˈkɪl.ə.ɡræm/

(noun) kilogram

Örnek:

The package weighs five kilograms.
Paket beş kilogram ağırlığında.

liter

/ˈliː.t̬ɚ/

(noun) litre

Örnek:

The bottle contains two liters of water.
Şişe iki litre su içeriyor.

mile

/maɪl/

(noun) mil, uzun yol, ekstra çaba

Örnek:

The nearest town is ten miles away.
En yakın kasaba on mil uzakta.

milligram

/ˈmɪl.ɪ.ɡræm/

(noun) miligram

Örnek:

The tablet contains 500 milligrams of active ingredient.
Tablet 500 miligram etken madde içerir.

pound

/paʊnd/

(noun) pound, sterlin, hayvan barınağı;

(verb) yumruklamak, vurmak, koşmak

Örnek:

The baby weighed eight pounds at birth.
Bebek doğduğunda sekiz pound ağırlığındaydı.

bit

/bɪt/

(noun) biraz, parça, bit;

(past tense) ısırdı

Örnek:

Can I have a bit of your cake?
Pastandan bir parça alabilir miyim?

byte

/baɪt/

(noun) bayt

Örnek:

A kilobyte is 1024 bytes.
Bir kilobayt 1024 bayttır.

meter

/ˈmiː.t̬ɚ/

(noun) metre, sayaç, ölçer;

(verb) ölçmek, saymak

Örnek:

The swimming pool is 25 meters long.
Yüzme havuzu 25 metre uzunluğundadır.

millimeter

/ˈmɪl.əˌmiː.t̬ɚ/

(noun) milimetre

Örnek:

The thickness of the paper is one millimeter.
Kağıdın kalınlığı bir milimetredir.

kilometer

/kɪˈlɑː.mə.t̬ɚ/

(noun) kilometre

Örnek:

The distance to the next town is ten kilometers.
Bir sonraki kasabaya olan mesafe on kilometre.

centimeter

/ˈsen.t̬əˌmiː.t̬ɚ/

(noun) santimetre

Örnek:

The ruler measures up to 30 centimeters.
Cetvel 30 santimetreye kadar ölçer.

yard

/jɑːrd/

(noun) yarda, bahçe, avlu

Örnek:

The fabric is three yards long.
Kumaş üç yarda uzunluğundadır.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren