Başarı İçinde Güç Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Başarı' içinde 'Güç' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈɛn.i.wʌn huː ɪz ˈɛn.i.wʌn/
(idiom) kim varsa, önemli kişiler
Örnek:
At the party, anyone who is anyone was there, from movie stars to politicians.
Partide, film yıldızlarından politikacılara kadar kim varsa oradaydı.
/bɪɡ tʃiːz/
(idiom) büyük balık, önemli kişi
Örnek:
He thinks he's the big cheese around here, but he's not.
Burada büyük balık olduğunu sanıyor ama değil.
/ðə bɪɡ ˌɛntʃɪˈlɑːdə/
(idiom) en önemli kişi, en önemli şey
Örnek:
He thinks he's the big enchilada around here, but he's not.
Burada en önemli kişi olduğunu sanıyor ama değil.
/bɪɡ ɡʌn/
(idiom) büyük isim, önemli kişi
Örnek:
They brought in a big gun from the main office to solve the problem.
Sorunu çözmek için ana ofisten bir büyük isim getirdiler.
/ˈbɪɡ ˌʃɑt/
(noun) büyük adam, önemli kişi, nüfuzlu kişi
Örnek:
He acts like a real big shot since he got promoted.
Terfi ettiğinden beri tam bir büyük adam gibi davranıyor.
/bɪɡ wiːl/
(noun) büyük adam, önemli kişi, nüfuzlu kişi
Örnek:
He thinks he's a big wheel in the company, but nobody really listens to him.
Şirkette büyük bir adam olduğunu sanıyor ama kimse onu gerçekten dinlemiyor.
/kʌm ʌp ɪn ðə wɜːrld/
(idiom) hayatta yükselmek, sosyal statüsü artmak
Örnek:
After years of hard work, he really came up in the world and now owns a successful business.
Yıllarca süren sıkı çalışmanın ardından gerçekten hayatta yükseldi ve şimdi başarılı bir iş sahibi.
/ðə ˈpaʊərz ðæt biː/
(idiom) yetkililer, iktidardakiler
Örnek:
We need to get approval from the powers that be before we can proceed.
Devam etmeden önce yetkililerden onay almamız gerekiyor.
/ˈmuːvər ənd ˈʃeɪkər/
(idiom) etkili kişi, önemli şahsiyet
Örnek:
She's a real mover and shaker in the tech industry.
Teknoloji endüstrisinde gerçek bir etkili kişi.
/ðə ˈkɔrɪdɔrz əv ˈpaʊər/
(idiom) iktidar koridorları, güç merkezleri
Örnek:
He spent his career working in the corridors of power, influencing policy decisions.
Kariyerini iktidar koridorlarında çalışarak, politika kararlarını etkileyerek geçirdi.
/ðə noʊmz əv ˈzʊrɪk/
(idiom) Zürih Cüceleri
Örnek:
The government's financial decisions were rumored to be influenced by the Gnomes of Zurich.
Hükümetin mali kararlarının Zürih Cüceleri tarafından etkilendiği söyleniyordu.