Toplum, Hukuk ve Siyaset İçinde Sosyal sınıf Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Toplum, Hukuk ve Siyaset' içinde 'Sosyal sınıf' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ðə ˈʌpər krʌst/
(idiom) üst tabaka, elitler, sosyete
Örnek:
They belong to the upper crust of society.
Toplumun üst tabakasına aittirler.
/ˈɛrz ənd ˈɡreɪsɪz/
(idiom) havalı tavırlar, nazlanma, gösteriş
Örnek:
She puts on a lot of airs and graces when she's around important people.
Önemli insanların yanında çok havalı ve nazlı davranır.
/ˈbluː blʌd/
(idiom) mavi kan, asilzade
Örnek:
Despite his humble beginnings, he married into a family of blue blood.
Mütevazı başlangıçlarına rağmen, soylu bir aileye evlendi.
/ˈferˌhɛrd bɔɪ/
(idiom) gözde, favori
Örnek:
He's the boss's fair-haired boy, always getting the best assignments.
O, patronun gözdesi, hep en iyi görevleri alıyor.
born with a silver spoon in your mouth
/bɔrn wɪθ ə ˈsɪlvər spuːn ɪn jʊər maʊθ/
(idiom) ağzında gümüş kaşıkla doğmak, zengin doğmak
Örnek:
He never had to work a day in his life; he was born with a silver spoon in his mouth.
Hayatında bir gün bile çalışmak zorunda kalmadı; ağzında gümüş kaşıkla doğmuştu.
/ðə ˈtʃætərɪŋ ˈklæsɪz/
(plural noun) geveze sınıflar, entelektüel kesim
Örnek:
The article was clearly aimed at the chattering classes, not the general public.
Makale açıkça genel halka değil, geveze sınıflara yönelikti.
/ˈskɪd roʊ/
(noun) skid row, varoş
Örnek:
He ended up living on skid row after losing his job.
İşini kaybettikten sonra skid row'da yaşamaya başladı.
/ə plʌm ɪn jʊər maʊθ/
(idiom) ağzında erik varmış gibi konuşmak, yapmacık konuşmak
Örnek:
He speaks with a plum in his mouth, making him sound very aristocratic.
Ağzında erik varmış gibi konuşuyor, bu da onu çok aristokratik gösteriyor.