Günlük yaşam İçinde Gülümsemeler ve Kahkahalar Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Günlük yaşam' içinde 'Gülümsemeler ve Kahkahalar' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /læf jʊər hɛd ɔf/
(idiom) kahkahalarla gülmek, gülmekten katılmak
Örnek:
The comedian was so funny, we were all laughing our heads off.
Komedyen o kadar komikti ki hepimiz kahkahalarla güldük.
/læf laɪk ə dreɪn/
(idiom) kahkahalarla gülmek, gülmekten katılmak
Örnek:
When he told the joke, she started to laugh like a drain.
Şakayı anlattığında, kahkahalarla gülmeye başladı.
/bʌst ə ɡʌt/
(idiom) gülmekten karnı ağrımak, kahkahalarla gülmek, çok çalışmak
Örnek:
The comedian was so funny, I almost bust a gut laughing.
Komedyen o kadar komikti ki, neredeyse gülmekten karnım ağrıdı.
/ɪn ˈstɪtʃɪz/
(idiom) kahkahalara boğulmak, gülmekten kırılmak
Örnek:
The comedian had the entire audience in stitches with his jokes.
Komedyen, şakalarıyla tüm seyirciyi kahkahalara boğdu.
/ˈbel.i ˌlæf/
(noun) kahkaha, gülme krizi
Örnek:
His joke elicited a loud belly laugh from the audience.
Şakası seyirciden yüksek bir kahkaha kopardı.
/ɡrɪn frəm ɪr tu ɪr/
(idiom) kulaklarına kadar gülümsemek, genişçe gülümsemek
Örnek:
When she saw the surprise party, she started to grin from ear to ear.
Sürpriz partiyi görünce kulaklarına kadar gülümsedi.