Zor İçinde Araçlar ve Çözümler Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Zor' içinde 'Araçlar ve Çözümler' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈsɪl.vər ˈbʊl.ɪt/
(idiom) sihirli değnek, gümüş kurşun
Örnek:
There's no silver bullet for solving poverty; it requires a multifaceted approach.
Yoksulluğu çözmek için sihirli bir değnek yok; çok yönlü bir yaklaşım gerektirir.
/ˈfæst ˌtræk/
(verb) hızlandırmak, çabuklaştırmak;
(noun) hızlı yol, hızlandırılmış süreç
Örnek:
The company decided to fast track the new product development.
Şirket, yeni ürün geliştirmeyi hızlandırmaya karar verdi.
/θroʊ ˈmʌn.i æt/
(idiom) para harcamak, parayı basmak
Örnek:
The government's approach to the education crisis was to simply throw money at it, rather than addressing the root causes.
Hükümetin eğitim krizine yaklaşımı, kök nedenleri ele almak yerine sadece para harcamak oldu.
/ɡræsp æt strɔːz/
(idiom) boş umutlara kapılmak, son bir umuda tutunmak
Örnek:
He's just grasping at straws, hoping for a miracle.
Sadece boş umutlara kapılıyor, bir mucize umuyor.
it will (all) come out in the wash
/ɪt wɪl ɔl kʌm aʊt ɪn ðə wɑʃ/
(idiom) her şey zamanla ortaya çıkacak, her şey yoluna girecek
Örnek:
Don't worry about the misunderstanding; it will all come out in the wash.
Yanlış anlaşılma için endişelenme; her şey zamanla ortaya çıkacak.
/ˈwɛðər ðə stɔrm/
(idiom) fırtınayı atlatmak, zorlukları aşmak
Örnek:
The company managed to weather the storm of the economic recession.
Şirket, ekonomik durgunluk fırtınasını atlatmayı başardı.
/duː ðə dʒɑːb/
(idiom) işi görmek, yeterli olmak
Örnek:
This old hammer should do the job.
Bu eski çekiç işi görecektir.
/ˈev.ri trɪk ɪn ðə bʊk/
(idiom) kitaptaki her numara, her türlü hile
Örnek:
He tried every trick in the book to avoid paying his taxes.
Vergilerini ödememek için kitaptaki her numarayı denedi.
/kwɪk fɪks/
(noun) hızlı çözüm, geçici çözüm, palyaçoluk
Örnek:
The government's new policy is just a quick fix, not a long-term solution.
Hükümetin yeni politikası sadece hızlı bir çözüm, uzun vadeli bir çözüm değil.