Kalite tanımı İçinde Faydalı ve Değerli Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Kalite tanımı' içinde 'Faydalı ve Değerli' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /laɪk ɡoʊld dʌst/
(idiom) altın tozu gibi, çok nadir
Örnek:
Tickets for the concert are like gold dust.
Konser biletleri altın tozu gibi.
/əˈlaɪv ənd wɛl/
(idiom) sağ salim, canlı ve iyi
Örnek:
Despite the rumors, the old tradition is still alive and well in this village.
Söylentilere rağmen, eski gelenek bu köyde hala canlı ve iyi durumda.
/ɪn hænd/
(idiom) devam eden, kontrol altında, elinde
Örnek:
We have several projects in hand at the moment.
Şu anda birkaç projemiz devam ediyor.
/ˈtreʒ.ər ˌtroʊv/
(noun) hazine, değerli eşya koleksiyonu, zengin kaynak
Örnek:
The old attic was a treasure trove of antique furniture and forgotten heirlooms.
Eski tavan arası, antika mobilyalar ve unutulmuş mirasların bir hazine sandığıydı.
/bi əz dɛd əz ə ˈdoʊdoʊ/
(idiom) dodo kadar ölü, tamamen modası geçmiş
Örnek:
That old technology is as dead as a dodo.
O eski teknoloji dodo kadar ölü.
/aʊt əv deɪt/
(adjective) eskimiş, modası geçmiş, son kullanma tarihi geçmiş
Örnek:
That software is completely out of date.
O yazılım tamamen eskimiş.
/ˌæd ˈhɑːk/
(adjective) geçici, özel;
(adverb) geçici olarak, bu amaçla
Örnek:
They formed an ad hoc committee to address the immediate crisis.
Acil krizi ele almak için geçici bir komite kurdular.
/ˌrʌf ən ˈrɛdi/
(idiom) kaba saba, basit, gelişigüzel
Örnek:
The first draft of the report was a bit rough and ready, but it got the main ideas across.
Raporun ilk taslağı biraz kaba saba idi ama ana fikirleri aktardı.
/ˈmʌm.boʊ ˈdʒʌm.boʊ/
(noun) anlamsız sözler, saçmalık, boş laf
Örnek:
I couldn't understand a word of his technical mumbo jumbo.
Teknik anlamsız sözlerinden tek kelime bile anlamadım.
/bɪˈhaɪnd ðə taɪmz/
(idiom) çağın gerisinde, modası geçmiş
Örnek:
My grandfather is a bit behind the times when it comes to technology.
Dedem teknoloji konusunda biraz çağın gerisinde kaldı.
/oʊld ˈtʃɛs.nʌt/
(idiom) eski fıkra, bayat espri, eski hikaye
Örnek:
Oh, not that old chestnut again! I've heard it a hundred times.
Ah, yine o eski fıkra değil mi! Yüz kere duydum.
/ʌp tə spiːd/
(idiom) bilgilendirilmiş, hızını yakalamış, tam kapasite
Örnek:
I need to get you up to speed on the new project.
Seni yeni proje hakkında bilgilendirmem gerekiyor.
/blæk ɡoʊld/
(idiom) kara altın, petrol
Örnek:
The discovery of black gold transformed the nation's economy.
Kara altının keşfi ulusun ekonomisini dönüştürdü.