Oxford 3000 - A2 İçinde A2 - E Harfi Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Oxford 3000 - A2' içinde 'A2 - E Harfi' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren(verb) kazanmak, hak etmek
Örnek:
(noun) Dünya, yeryüzü, toprak;
(verb) topraklamak, toprağa bağlamak
Örnek:
(adverb) kolayca, rahatça, açık ara
Örnek:
(noun) eğitim, öğretim, ders
Örnek:
(noun) etki, sonuç, izlenim;
(verb) etki etmek, gerçekleştirmek
Örnek:
(determiner) ya...ya da, her iki, herhangi bir;
(pronoun) ikisinden biri, herhangi biri;
(adverb) de, da
Örnek:
(adjective) elektrikli, elektrik üreten, heyecan verici
Örnek:
(adjective) elektrikli, elektrik, elektrikle çalışan
Örnek:
(noun) elektrik, elektrik enerjisi
Örnek:
(adjective) elektronik
Örnek:
(verb) istihdam etmek, çalıştırmak, kullanmak
Örnek:
(noun) çalışan, işçi
Örnek:
(noun) işveren
Örnek:
(adjective) boş, anlamsız;
(verb) boşaltmak
Örnek:
(noun) son, bitiş, ek
Örnek:
(noun) enerji, canlılık
Örnek:
(noun) motor, makine, lokomotif
Örnek:
(noun) mühendis;
(verb) tasarlamak, inşa etmek, ayarlamak
Örnek:
(adjective) muazzam, devasa, büyük
Örnek:
(verb) girmek, kaydetmek, başlamak
Örnek:
(noun) çevre, ortam, doğa
Örnek:
(noun) ekipman, donanım
Örnek:
(noun) hata, yanlışlık
Örnek:
(adverb) özellikle, bilhassa, hususi olarak
Örnek:
(noun) deneme, makale;
(verb) denemek, teşebbüs etmek
Örnek:
(adjective) günlük, sıradan
Örnek:
(adverb) her yerde, her yere
Örnek:
(noun) kanıt, delil;
(verb) kanıtlamak, göstermek, delil olmak
Örnek:
(adjective) tam, kesin, doğru;
(verb) talep etmek, zorla almak, vergi almak
Örnek:
(adverb) tam olarak, kesinlikle, aynen
Örnek:
(adjective) mükemmel, harika
Örnek:
(preposition) hariç, dışında;
(conjunction) ancak, hariç;
(verb) hariç tutmak, istisna etmek
Örnek:
(verb) var olmak, bulunmak, yaşamak
Örnek:
(verb) beklemek, ummak, talep etmek
Örnek:
(noun) deneyim, olay;
(verb) deneyimlemek, yaşamak
Örnek:
(noun) deney, tecrübe, girişim;
(verb) deney yapmak, tecrübe etmek
Örnek:
(noun) uzman, bilirkişi;
(adjective) uzman, ehil
Örnek:
(noun) açıklama, izah
Örnek:
(verb) ifade etmek, dile getirmek, ekspres göndermek;
(adjective) ekspres, hızlı, açık;
(noun) ekspres, ekspres tren, ekspres otobüs;
(adverb) ekspres, hızlıca
Örnek:
(noun) ifade, dışavurum, deyim
Örnek:
(adjective) aşırı, çok büyük, aşırı nokta;
(noun) aşırı, uç nokta
Örnek:
(adverb) son derece, aşırı
Örnek: