B1 Seviyesi İçinde B1 - Soyut Kavramlar Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'B1 Seviyesi' içinde 'B1 - Soyut Kavramlar' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren(adjective) soyut, teorik;
(noun) özet, abstrakt;
(verb) ayırmak, çıkarmak, soyutlamak
Örnek:
(noun) içerik, muhteva, oran;
(adjective) memnun, hoşnut;
(verb) memnun etmek, hoşnut etmek
Örnek:
(noun) durum, vaziyet, hal
Örnek:
(noun) tutum, davranış, duruş
Örnek:
(noun) izlenim, taklit, benzetme
Örnek:
(noun) uç, nokta, yer;
(verb) işaret etmek, göstermek, doğrultmak
Örnek:
(noun) teori, varsayım, ilkeler
Örnek:
(noun) düşünme, fikir;
(verb) düşünen, fikir yürüten;
(adjective) düşünen, akıllı
Örnek:
(noun) seçim, en iyi, seçkin;
(adjective) seçkin, kaliteli
Örnek:
(noun) seçenek, alternatif, opsiyon
Örnek:
(noun) şüphe, tereddüt;
(verb) şüphe etmek, tereddüt etmek
Örnek:
(noun) olasılık, seçenek, ihtimal
Örnek:
(noun) konsept, kavram, plan
Örnek:
(noun) tahmin, öngörü
Örnek:
(noun) gerçek, doğruluk, ilke
Örnek:
(verb) ihtiyaç duymak, gerekmek;
(noun) ihtiyaç, gereksinim
Örnek:
(noun) izin, müsaade
Örnek:
(verb) yardım etmek, destek olmak, iyileştirmek;
(noun) yardım, destek;
(exclamation) yardım, imdat
Örnek:
(verb) emin olmak, sağlamak
Örnek:
(exclamation) asla, imkansız, yok artık
Örnek:
(noun) kanıt, delil;
(verb) kanıtlamak, göstermek, delil olmak
Örnek:
(noun) boşluk, aralık, uçurum;
(verb) boşluk açmak, aralamak
Örnek:
(phrase) lehine, tarafında, yararına
Örnek:
(adjective) üzgün, pişman, acınası;
(exclamation) üzgünüm, affedersiniz
Örnek:
(conjunction) medikçe, madıkça, olmadıkça
Örnek:
(phrasal verb) işaret etmek, göstermek, belirtmek
Örnek:
(noun) karşılaştırma, karşılaştırılabilirlik, benzerlik
Örnek:
(noun) endişe, ilgi, işletme;
(verb) ilgili olmak, alakalı olmak, endişelendirmek
Örnek:
(noun) büyüme, artış, gelişme
Örnek:
(noun) rüya, hayal, arzu;
(verb) rüya görmek, hayal etmek, arzu etmek
Örnek:
(verb) teklif etmek, sunmak, önermek;
(noun) teklif, öneri, indirim
Örnek:
(phrase) bir nevi, bir bakıma
Örnek:
(noun) fark, ayrım, etki
Örnek:
(noun) seri, dizi
Örnek:
(noun) sahiplik, zilyetlik, mal
Örnek:
(noun) savunma, koruma, müdafaa
Örnek:
(noun) orta, merkez, ortası;
(adverb) ortada, merkezde;
(adjective) orta, merkezi
Örnek:
(noun) sınır, hudut, kısıtlama
Örnek: