salient kelimesinin Türkçe anlamı
salient İngilizce'de ne anlama geliyor? Lingoland ile bu kelimenin anlamını, telaffuzunu ve özel kullanımını keşfedin
salient
US /ˈseɪ.li.ənt/
UK /ˈseɪ.li.ənt/
Sıfat
1.
belirgin, önemli, göze çarpan
most noticeable or important
Örnek:
•
The salient features of the new policy were discussed.
Yeni politikanın başlıca özellikleri tartışıldı.
•
One of the salient points of his argument was the economic impact.
Argümanının başlıca noktalarından biri ekonomik etkiydi.
Zıt Anlamlı:
2.
çıkıntılı, dışa doğru
(of an angle) pointing outward
Örnek:
•
The architect designed a building with salient corners.
Mimar, çıkıntılı köşeleri olan bir bina tasarladı.
•
The fort had salient angles to provide a wider field of fire.
Kale, daha geniş bir atış alanı sağlamak için çıkıntılı açılara sahipti.
Eş Anlamlı:
İsim
çıkıntı, burun
a projecting part of a fortification or trench system
Örnek:
•
The troops defended the salient against enemy attacks.
Birlikler çıkıntıyı düşman saldırılarına karşı savundu.
•
The general ordered a retreat from the exposed salient.
General, açıkta kalan çıkıntıdan geri çekilme emri verdi.
Eş Anlamlı:
Zıt Anlamlı: