Avatar of Vocabulary Set Süt ve Krema

İçindekiler İçinde Süt ve Krema Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'İçindekiler' içinde 'Süt ve Krema' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

milk

/mɪlk/

(noun) süt;

(verb) sağmak, sömürmek, faydalanmak

Örnek:

She poured some milk into her coffee.
Kahvesine biraz süt koydu.

homogenized milk

/həˈmɑːdʒənaɪzd mɪlk/

(noun) homojenize süt

Örnek:

Most of the milk sold in supermarkets is homogenized milk.
Süpermarketlerde satılan sütün çoğu homojenize süttür.

pasteurized milk

/ˈpæs.tʃə.raɪzd mɪlk/

(noun) pastörize süt

Örnek:

Most of the milk sold in supermarkets is pasteurized milk.
Süpermarketlerde satılan sütün çoğu pastörize süttür.

condensed milk

/kənˌdenst ˈmɪlk/

(noun) yoğunlaştırılmış süt, şekerli yoğunlaştırılmış süt

Örnek:

She used condensed milk to make a rich caramel sauce.
Zengin bir karamel sosu yapmak için yoğunlaştırılmış süt kullandı.

evaporated milk

/ɪˌvæp.ə.reɪ.tɪd ˈmɪlk/

(noun) buharlaştırılmış süt, konsantre süt

Örnek:

She used evaporated milk to make a creamy sauce.
Kremalı bir sos yapmak için buharlaştırılmış süt kullandı.

powdered milk

/ˈpaʊ.dərd ˌmɪlk/

(noun) süt tozu

Örnek:

She added two spoons of powdered milk to her coffee.
Kahvesine iki kaşık süt tozu ekledi.

formula

/ˈfɔːr.mjə.lə/

(noun) formül, denklem, bileşim

Örnek:

The formula for the area of a circle is πr².
Bir dairenin alanının formülü πr²'dir.

whey

/weɪ/

(noun) peynir altı suyu

Örnek:

After making cheese, we were left with a large amount of whey.
Peynir yaptıktan sonra elimizde büyük miktarda peynir altı suyu kaldı.

buttermilk

/ˈbʌt̬.ɚ.mɪlk/

(noun) yayık altı suyu, ayran

Örnek:

She used buttermilk to make fluffy pancakes.
Kabarık krepler yapmak için yayık altı suyu kullandı.

cream

/kriːm/

(noun) krema, krem, merhem;

(verb) krema haline getirmek, çırpmak;

(adjective) krem rengi

Örnek:

She poured cream into her coffee.
Kahvesine krema döktü.

clotted cream

/ˌklɑː.t̬ɪd ˈkriːm/

(noun) kaymak, pıhtılaşmış krema

Örnek:

We enjoyed scones with jam and clotted cream for afternoon tea.
Öğleden sonra çayında reçel ve kaymak ile çöreklerin tadını çıkardık.

double cream

/ˌdʌb.əl ˈkriːm/

(noun) çift krema, yoğun krema

Örnek:

She used double cream to make a rich chocolate mousse.
Zengin bir çikolatalı mus yapmak için çift krema kullandı.

single cream

/ˈsɪŋ.ɡəl ˌkriːm/

(noun) tekli krema, sıvı krema

Örnek:

Add a splash of single cream to the soup for richness.
Çorbaya biraz tekli krema ekleyerek lezzetini zenginleştirin.

sour cream

/ˌsaʊər ˈkriːm/

(noun) ekşi krema

Örnek:

Add a dollop of sour cream to your baked potato.
Fırında patatesinize bir kaşık ekşi krema ekleyin.

butter

/ˈbʌt̬.ɚ/

(noun) tereyağı;

(verb) tereyağlamak

Örnek:

Please pass the butter.
Lütfen tereyağını uzat.

kefir

/kəˈfɪr/

(noun) kefir

Örnek:

She drinks a glass of kefir every morning for its probiotic benefits.
Probiyotik faydaları için her sabah bir bardak kefir içer.

yogurt

/ˈjoʊ.ɡɚt/

(noun) yoğurt

Örnek:

She eats yogurt with fruit for breakfast every day.
Her gün kahvaltıda meyveli yoğurt yer.

cheese

/tʃiːz/

(noun) peynir, geniş gülümseme, yapmacık gülümseme;

(verb) gülümsemek

Örnek:

Would you like some cheese with your crackers?
Krakerlerinize biraz peynir ister misiniz?

custard

/ˈkʌs.tɚd/

(noun) muhallebi, krema

Örnek:

She made a delicious apple pie with vanilla custard.
Vanilyalı muhallebi ile lezzetli bir elmalı turta yaptı.

creme fraiche

/ˌkrem ˈfreɪʃ/

(noun) crème fraîche

Örnek:

Add a dollop of crème fraîche to the soup for richness.
Çorbaya zenginlik katmak için bir kaşık crème fraîche ekleyin.

whole milk

/ˌhoʊl ˈmɪlk/

(noun) tam yağlı süt

Örnek:

I prefer to drink whole milk for its richer taste.
Daha zengin tadı için tam yağlı süt içmeyi tercih ederim.

skimmed milk

/ˈskɪmd mɪlk/

(noun) yağsız süt

Örnek:

I prefer skimmed milk in my coffee.
Kahveme yağsız süt tercih ederim.

half-and-half

/ˌhæf ən ˈhæf/

(noun) yarı yarıya, eşit olarak;

(adjective) yarı yarıya, eşit oranlı;

(adverb) yarı yarıya, eşit olarak

Örnek:

The recipe calls for half-and-half milk and cream.
Tarif yarı yarıya süt ve krema istiyor.

coconut milk

/ˈkoʊkənʌt mɪlk/

(noun) hindistan cevizi sütü

Örnek:

She added coconut milk to the curry for a rich flavor.
Zengin bir lezzet için köriye hindistan cevizi sütü ekledi.

soy milk

/ˈsɔɪ mɪlk/

(noun) soya sütü

Örnek:

I prefer soy milk in my coffee instead of regular milk.
Kahveme normal süt yerine soya sütü tercih ederim.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren