Avatar of Vocabulary Set Tavsiye Verme 1

Karar İçinde Tavsiye Verme 1 Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Karar' içinde 'Tavsiye Verme 1' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

act on

/ækt ɑːn/

(phrasal verb) üzerine harekete geçmek, gereğini yapmak, üzerinde etki etmek

Örnek:

The police decided to act on the tip they received.
Polis, aldıkları ihbar üzerine harekete geçmeye karar verdi.

admonish

/ədˈmɑː.nɪʃ/

(verb) uyarmak, azarlamak, nasihat etmek

Örnek:

The teacher had to admonish the students for talking during the lecture.
Öğretmen, ders sırasında konuşan öğrencileri uyarmak zorunda kaldı.

advice

/ədˈvaɪs/

(noun) tavsiye, öğüt

Örnek:

Can I offer you some advice?
Size biraz tavsiye verebilir miyim?

advice column

/ədˈvaɪs ˌkɑːl.əm/

(noun) tavsiye köşesi, danışma sütunu

Örnek:

She writes an advice column for a popular women's magazine.
Popüler bir kadın dergisi için tavsiye köşesi yazıyor.

advice columnist

/ədˈvaɪs ˌkɑː.ləm.nɪst/

(noun) tavsiye köşe yazarı, danışman

Örnek:

She wrote to an advice columnist for help with her relationship issues.
İlişki sorunları için bir tavsiye köşe yazarına yazdı.

advise

/ədˈvaɪz/

(verb) tavsiye etmek, öğüt vermek, bildirmek

Örnek:

I advise you to take a break.
Sana ara vermeni tavsiye ederim.

advisement

/ədˈvaɪz.mənt/

(noun) değerlendirme, danışma

Örnek:

The committee took the proposal under advisement.
Komite teklifi değerlendirmeye aldı.

adviser

/ədˈvaɪ.zɚ/

(noun) danışman, müavir

Örnek:

She works as a financial adviser for a large bank.
Büyük bir bankada finans danışmanı olarak çalışıyor.

advisory

/ədˈvaɪ.zɚ.i/

(adjective) danışma, tavsiye niteliğinde;

(noun) uyarı, tavsiye

Örnek:

The committee serves in an advisory capacity.
Komite danışma niteliğinde hizmet vermektedir.

aftercare

/ˈæf.tɚ.ker/

(noun) ameliyat sonrası bakım, taburculuk sonrası bakım, destek

Örnek:

She received excellent aftercare following her surgery.
Ameliyatından sonra mükemmel ameliyat sonrası bakım aldı.

assessor

/əˈses.ɚ/

(noun) değerleme uzmanı, eksper, değerlendirici

Örnek:

The property assessor visited our house to determine its market value.
Emlak değerleme uzmanı, piyasa değerini belirlemek için evimizi ziyaret etti.

careline

/ˈker.laɪn/

(noun) yardım hattı, destek hattı

Örnek:

If you're feeling overwhelmed, you can call the careline for support.
Kendinizi bunalmış hissediyorsanız, destek için yardım hattını arayabilirsiniz.

caution

/ˈkɑː.ʃən/

(noun) dikkat, uyarı, ihtar;

(verb) uyarmak, ihtar etmek

Örnek:

Exercise caution when driving in icy conditions.
Buzlu koşullarda araç kullanırken dikkatli olun.

cautionary

/ˈkɑː.ʃən.er.i/

(adjective) uyarıcı, ihtiyati

Örnek:

The story serves as a cautionary tale for young investors.
Hikaye, genç yatırımcılar için uyarıcı bir ders niteliğindedir.

commend

/kəˈmend/

(verb) takdir etmek, övmek, tavsiye etmek

Örnek:

The police officer was commended for his bravery.
Polis memuru cesaretinden dolayı takdir edildi.

consult

/kənˈsʌlt/

(verb) danışmak, fikir almak, istişare etmek

Örnek:

You should consult a doctor about your symptoms.
Belirtileriniz hakkında bir doktora danışmalısınız.

consultancy

/kənˈsʌl.tən.si/

(noun) danışmanlık, danışmanlık seansı, danışma süresi

Örnek:

She works for a management consultancy firm.
Bir yönetim danışmanlık firmasında çalışıyor.

consultant

/kənˈsʌl.tənt/

(noun) danışman, konsültan

Örnek:

The company hired a marketing consultant to improve their sales strategy.
Şirket, satış stratejilerini geliştirmek için bir pazarlama danışmanı tuttu.

counsel

/ˈkaʊn.səl/

(noun) öğüt, tavsiye, avukat;

(verb) öğüt vermek, tavsiye etmek

Örnek:

He sought legal counsel before making a decision.
Karar vermeden önce hukuki danışmanlık aradı.

counseling

/ˈkaʊn.səl.ɪŋ/

(noun) danışmanlık, rehberlik

Örnek:

She sought professional counseling to cope with her grief.
Kederiyle başa çıkmak için profesyonel danışmanlık aldı.

counselor

/ˈkaʊn.səl.ɚ/

(noun) danışman, rehber, avukat

Örnek:

She decided to see a counselor to help with her anxiety.
Kaygısıyla başa çıkmak için bir danışmanla görüşmeye karar verdi.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren