Avatar of Vocabulary Set Sanatla İlgili İsimler

Sanat ve El Sanatları İçinde Sanatla İlgili İsimler Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Sanat ve El Sanatları' içinde 'Sanatla İlgili İsimler' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

back catalogue

/ˈbæk ˌkæt.əl.ɔːɡ/

(noun) eski katalog, geçmiş eserler listesi

Örnek:

The band's back catalogue includes many classic hits.
Grubun eski kataloğu birçok klasik hit içeriyor.

canon

/ˈkæn.ən/

(noun) kanon, kural, ilke

Örnek:

The decision was made according to the established canon of the organization.
Karar, kuruluşun belirlenmiş kanonuna göre alındı.

fine arts

/ˌfaɪn ˈɑːrts/

(plural noun) güzel sanatlar

Örnek:

She studied fine arts at the university.
Üniversitede güzel sanatlar okudu.

foreground

/ˈfɔːr.ɡraʊnd/

(noun) ön plan, önemli konum;

(verb) ön plana çıkarmak, vurgulamak

Örnek:

In the foreground of the painting, there's a small cottage.
Resmin ön planında küçük bir kulübe var.

format

/ˈfɔːr.mæt/

(noun) biçim, düzen;

(verb) biçimlendirmek, düzenlemek, başlatmak

Örnek:

The book was published in a new format.
Kitap yeni bir formatta yayımlandı.

homage

/ˈhɑː.mɪdʒ/

(noun) saygı, hürmet, övgü

Örnek:

The monument was built as an act of homage to the fallen soldiers.
Anıt, şehit askerlere bir saygı göstergesi olarak inşa edildi.

image

/ˈɪm.ɪdʒ/

(noun) görüntü, resim, imaj;

(verb) hayal etmek, zihinde canlandırmak

Örnek:

The artist captured her likeness in a beautiful image.
Sanatçı, onun benzerliğini güzel bir görüntüde yakaladı.

masterwork

/ˈmæs.tər.wɜːk/

(noun) başyapıt, şaheser

Örnek:

The painting is considered a true masterwork of the Renaissance.
Resim, Rönesans'ın gerçek bir başyapıtı olarak kabul edilir.

model

/ˈmɑː.dəl/

(noun) model, maket, manken;

(verb) modellik yapmak, sergilemek, şekil vermek

Örnek:

He built a model airplane.
Bir uçak modeli yaptı.

picture

/ˈpɪk.tʃɚ/

(noun) resim, fotoğraf, tablo;

(verb) resmetmek, fotoğraflamak, tasvir etmek

Örnek:

She hung a beautiful picture on the wall.
Duvara güzel bir resim astı.

piece

/piːs/

(noun) parça, dilim, eser;

(verb) birleştirmek, onarmak

Örnek:

She cut the cake into small pieces.
Pastayı küçük parçalara ayırdı.

pose

/poʊz/

(verb) teşkil etmek, oluşturmak, poz vermek;

(noun) poz, duruş, numara

Örnek:

The new regulations pose a challenge for small businesses.
Yeni düzenlemeler küçük işletmeler için bir zorluk teşkil ediyor.

subject

/ˈsʌb.dʒekt/

(noun) konu, mesele, ders;

(verb) tabi tutmak, maruz bırakmak;

(adjective) tabi, eğilimli

Örnek:

The main subject of the meeting was the new budget.
Toplantının ana konusu yeni bütçeydi.

treatment

/ˈtriːt.mənt/

(noun) muamele, davranış, tedavi

Örnek:

She received excellent treatment from the hospital staff.
Hastane personelinden mükemmel muamele gördü.

work

/wɝːk/

(noun) iş, çalışma, görev;

(verb) çalışmak, iş yapmak, işlemek

Örnek:

I have a lot of work to do today.
Bugün çok işim var.

background

/ˈbæk.ɡraʊnd/

(noun) arka plan, geçmiş, eğitim

Örnek:

The mountains in the background added to the beauty of the landscape.
Arka plandaki dağlar manzaranın güzelliğine güzellik kattı.

stroke

/stroʊk/

(noun) vuruş, darbe, felç;

(verb) okşamak, sıvazlamak, vurmak

Örnek:

He delivered a powerful stroke with his tennis racket.
Tenis raketiyle güçlü bir vuruş yaptı.

painting

/ˈpeɪn.t̬ɪŋ/

(noun) boyama, resim yapma, tablo

Örnek:

She enjoys painting landscapes.
Manzara resmi yapmaktan hoşlanır.

drawing

/ˈdrɑː.ɪŋ/

(noun) çizim, resim, resim yapma

Örnek:

She showed me a beautiful drawing of a landscape.
Bana güzel bir manzara çizimi gösterdi.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren