Anlaşma İçinde Anlaşmazlık ve Muhalefet 2 Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Anlaşma' içinde 'Anlaşmazlık ve Muhalefet 2' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren(noun) karşı saldırı;
(verb) karşı saldırı yapmak
Örnek:
(noun) eleştiri, kınama, analiz
Örnek:
(verb) eleştirmek, kınamak, analiz etmek
Örnek:
(noun) çıkmaz, kilitlenme;
(verb) çıkmaza sokmak, kilitlemek
Örnek:
(noun) çıkmaz, kilitlenme;
(adjective) çıkmaza girmiş, kilitlenmiş;
(verb) çıkmaza sokmak, kilitlemek
Örnek:
(adjective) tartışmalı, münakaşalı
Örnek:
(noun) tartışma, münazara;
(verb) tartışmak, münazara etmek
Örnek:
(verb) itiraz etmek, çekinmek;
(noun) itiraz, çekince
Örnek:
(noun) aptal, gerizekalı
Örnek:
(verb) katılmamak, aynı fikirde olmamak
Örnek:
(noun) anlaşmazlık, tartışma, uyuşmazlık
Örnek:
(verb) ayırmak, ilişiğini kesmek, ayrışmak
Örnek:
(noun) anlaşmazlık, uyumsuzluk, çekişme;
(verb) anlaşmazlığa düşmek, uyumsuz olmak;
(trademark) Discord, Discord platformu
Örnek:
(adjective) uyumsuz, çelişkili, ahenksiz
Örnek:
(noun) uyumsuzluk, ahenksizlik, anlaşmazlık
Örnek:
(adjective) tartışmalı, çekişmeli
Örnek:
(noun) tartışma, münazara, çekişme
Örnek:
(noun) anlaşmazlık, tartışma, çekişme;
(verb) tartışmak, itiraz etmek, çekişmek
Örnek:
(noun) anlaşmazlık, ayrılık, uyuşmazlık
Örnek:
(noun) muhalefet, aykırı görüş, anlaşmazlık;
(verb) muhalefet etmek, karşı çıkmak, aykırı görüş belirtmek
Örnek:
(noun) muhalif, aykırı düşünen
Örnek:
(adjective) muhalif, aykırı, karşıt
Örnek:
(noun) muhalefet, aykırı düşünce, anlaşmazlık
Örnek:
(noun) muhalif, aykırı düşünen;
(adjective) muhalif, aykırı
Örnek:
(verb) ayırmak, ilişiğini kesmek, ayrışmak
Örnek:
(noun) ayrışma, kopma, dissosiasyon
Örnek:
(noun) uyumsuzluk, ahenksizlik, tutarsızlık
Örnek:
(adjective) uyumsuz, ahenksiz, çelişkili
Örnek:
(verb) bölmek, ayırmak
Örnek:
(noun) ayrılık, anlaşmazlık, bölünme
Örnek:
(verb) ayrılmak, sapmak, farklılaşmak
Örnek:
(noun) ıraksama, farklılaşma, ayrılma
Örnek:
(verb) bölmek, ayırmak;
(noun) ayrım, sınır
Örnek:
(adjective) bölünmüş, ayrılmış, farklı görüşte;
(verb) bölmek, ayırmak
Örnek:
(noun) bölme, ayırma, departman
Örnek:
(adjective) bölücü, ayrılıkçı
Örnek:
(adverb) bölücü bir şekilde, ayrılıkçı bir şekilde
Örnek:
(noun) ayrılıkçılık, bölücülük, anlaşmazlık
Örnek: