deadlocked kelimesinin Türkçe anlamı

deadlocked İngilizce'de ne anlama geliyor? Lingoland ile bu kelimenin anlamını, telaffuzunu ve özel kullanımını keşfedin

deadlocked

US /ˈded.lɑːkt/
UK /ˈded.lɒkt/
"deadlocked" picture

İsim

çıkmaz, kilitlenme

a situation, typically one involving opposing parties, in which no progress can be made

Örnek:
The negotiations reached a deadlock.
Müzakereler çıkmaza girdi.
The jury was deadlocked, unable to reach a verdict.
Jüri çıkmaza girmişti, bir karara varamıyordu.

Sıfat

çıkmaza girmiş, kilitlenmiş

in a state of deadlock; unable to make progress

Örnek:
The talks remained deadlocked over the budget.
Bütçe konusunda görüşmeler çıkmaza girdi.
The two sides were deadlocked on the terms of the agreement.
İki taraf anlaşmanın şartları konusunda çıkmaza girmişti.

Fiil

çıkmaza sokmak, kilitlemek

to bring to a deadlock; to prevent progress

Örnek:
Disagreements over funding deadlocked the project.
Finansman konusundaki anlaşmazlıklar projeyi çıkmaza soktu.
The opposing teams deadlocked each other in the final minutes of the game.
Rakip takımlar maçın son dakikalarında birbirlerini çıkmaza soktu.
İlgili Kelime: