9. Gün - Ekonomiyi Canlandırmak İçinde 800 Puan Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'9. Gün - Ekonomiyi Canlandırmak' içinde '800 Puan' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren(noun) plan, taslak, model;
(verb) planlamak, tasarlamak
Örnek:
(noun) iş anlaşması, ticari anlaşma
Örnek:
(adjective) aile işletmesi, aile tarafından işletilen
Örnek:
(noun) dalgalanma, değişim, varyasyon
Örnek:
(phrase) iş için, ticari amaçla
Örnek:
(noun) dış ticaret, uluslararası ticaret
Örnek:
(idiom) iş kurmak, ticarete atılmak
Örnek:
(phrase) işi bırakmak, iflas etmek
Örnek:
(adjective) karşılıklı, ortak
Örnek:
(adjective) ülke çapında, ulusal;
(adverb) ülke çapında, ulusal olarak
Örnek:
(phrase) izlenmesi gerek, takip gerektirmek
Örnek:
(adjective) komşu, bitişik
Örnek:
(noun) gayrimenkul satışı
Örnek:
(noun) resesyon, ekonomik durgunluk, gerileme
Örnek:
(collocation) ağrıyı gidermek, ağrıyı dindirmek
Örnek:
(noun) rol model, örnek
Örnek:
(noun) seans, oturum, dönem
Örnek:
(verb) fişten çekmek, bağlantısını kesmek, açmak
Örnek:
(verb) kötüleşmek, kötüleştirmek
Örnek:
(noun) birikim, yığma, birikinti
Örnek:
(verb) yükselmek, tırmanmak, çıkmak
Örnek:
(noun) ticaret, iş
Örnek:
(adjective) kayıtsız, ilgisiz, vasat
Örnek:
(verb) uzatmak, süre tanımak
Örnek:
(adverb) alakalı bir şekilde, ilgili olarak
Örnek:
(verb) uyarmak, teşvik etmek, canlandırmak
Örnek:
(noun) takviye, ek;
(verb) tamamlamak, eklemek
Örnek:
(adjective) sıkıcı, usandırıcı, monoton
Örnek:
(adjective) kaçınılmaz
Örnek:
(phrase) ile ilgili olmak, ile akraba olmak
Örnek:
(phrasal verb) getirmek, uygulamaya koymak, kazandırmak
Örnek:
(noun) komisyonculuk, komisyon, aracı kurum
Örnek:
(noun) işletme yönetimi
Örnek:
(noun) iş uygulaması, ticari teamül
Örnek:
(verb) çökmek, yıkılmak, düşmek;
(noun) çöküş, yıkılma, başarısızlık
Örnek:
(phrasal verb) başa çıkmak, üstesinden gelmek, idare etmek
Örnek:
(adjective) uygun maliyetli, ekonomik
Örnek:
(adjective) inişli, aşağı doğru, alçalan
Örnek:
(verb) domine etmek, hakim olmak, öne çıkmak
Örnek:
(noun) düşüş, gerileme, durgunluk
Örnek:
(verb) gerektirmek, içermek, yol açmak
Örnek:
(noun) döviz kuru, kur
Örnek:
(verb) gelişmek, serpilmek, sallamak;
(noun) jest, gösteriş, melodi
Örnek:
(phrase) büyük alışverişler için
Örnek:
(phrase) yararına, menfaatine
Örnek:
(adjective) en önemli, başlıca, önde gelen;
(adverb) her şeyden önce, öncelikle
Örnek:
(noun) öncü, habercisi
Örnek:
(phrase) dünyanın dört bir yanından, dünya çapından
Örnek:
(noun) altyapı
Örnek:
(adjective) pazarlanabilir, satılabilir
Örnek:
(noun) çok uluslu şirket, uluslararası şirket
Örnek:
(adjective) çok bölgeli, bölgeler arası
Örnek:
(noun) uyruk, milliyet, etnik grup
Örnek:
(noun) net gelir, net kar
Örnek:
(verb) cezalandırmak, ceza vermek, dezavantajlı duruma düşürmek
Örnek:
(phrasal verb) sunmak, ortaya koymak, ileri sürmek
Örnek:
(noun) oran, nispet
Örnek:
(phrasal verb) kurmak, oluşturmak, ayarlamak
Örnek:
(verb) fırlamak, hızla yükselmek
Örnek:
(adverb) şimdiye kadar, bugüne kadar
Örnek:
(noun) dalgalanma, akın, artış;
(verb) dalgalanmak, akın etmek, artmak
Örnek:
(noun) sinerji, işbirliği
Örnek:
(noun) sentez, birleşim, harmanlama
Örnek:
(noun) taktik, savaş sanatı, taktikler
Örnek:
(noun) işsizlik
Örnek:
(adjective) değişken, istikrarsız;
(noun) değişken
Örnek:
(noun) kısır döngü
Örnek:
(idiom) hiç şüphesiz, kuşkusuz
Örnek: