TOEFL için Temel Kelime Bilgisi İçinde İş Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'TOEFL için Temel Kelime Bilgisi' içinde 'İş' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren(noun) meslek, uğraş, iş
Örnek:
(noun) açık, boş pozisyon, boşluk
Örnek:
(noun) konum, yer, pozisyon;
(verb) konumlandırmak, yerleştirmek, pozisyon vermek
Örnek:
(noun) staj
Örnek:
(noun) çırak, stajyer;
(verb) çırak olarak çalıştırmak, eğitmek
Örnek:
(noun) iş tanımı
Örnek:
(noun) işbirliği, ortak çalışma
Örnek:
(noun) işgücü, çalışanlar, personel
Örnek:
(noun) insan kaynakları, İK, personel
Örnek:
(noun) personel, çalışanlar
Örnek:
(noun) meslektaş
Örnek:
(noun) emek, işçilik, doğum;
(verb) uğraşmak, çabalamak
Örnek:
(noun) işçi, amele
Örnek:
(noun) görev, sipariş, komisyon;
(verb) sipariş vermek, görevlendirmek, hizmete sokmak
Örnek:
(noun) sözleşme, anlaşma;
(verb) daralmak, küçülmek, yakalanmak
Örnek:
(noun) emekli maaşı, emeklilik;
(verb) emekli etmek, emekli maaşı bağlamak
Örnek:
(noun) maaş, ücret
Örnek:
(noun) asgari ücret
Örnek:
(adjective) düşük ücretli, az maaşlı
Örnek:
(verb) faydalanmak, yararlanmak, sömürmek;
(noun) başarı, kahramanlık
Örnek:
(noun) ücret farkı, maaş uçurumu
Örnek:
(verb) vurmak, çarpmak, grev yapmak;
(noun) grev, darbe, saldırı
Örnek:
(adjective) eksik istihdam edilmiş, yetersiz işi olan
Örnek:
(adjective) monoton, sıkıcı, tekdüze
Örnek:
(adjective) yorucu, bitkin düşürücü
Örnek:
(adjective) zorlayıcı, meydan okuyucu
Örnek:
(adjective) talepkar, zahmetli, katı
Örnek:
(adjective) ödüllendirici, tatmin edici
Örnek:
(adjective) sıkıcı, usandırıcı, monoton
Örnek:
(noun) bonus, ikramiye, ekstra
Örnek:
(verb) çoklu görev yapmak, aynı anda birden fazla iş yapmak
Örnek:
(noun) işe alım, askere alma
Örnek:
(verb) ayrılmak, gitmek, bırakmak;
(noun) izin, tatil, müsaade
Örnek:
(noun) yerleştirme, konumlandırma, staj
Örnek:
(verb) istifa etmek, görevden ayrılmak, boyun eğmek
Örnek:
(noun) iş yükü, çalışma hacmi
Örnek:
(noun) fazla mesai, ek süre, uzatma;
(adverb) fazla mesai, ek süreyle
Örnek:
(adjective) iyi maaşlı, yüksek ücretli
Örnek:
(noun) amir, denetçi
Örnek: