Avatar of Vocabulary Set Bir Duyguya Neden Olmak veya İfade Etmek

'Up' Kullanan Phrasal Fiiller İçinde Bir Duyguya Neden Olmak veya İfade Etmek Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

''Up' Kullanan Phrasal Fiiller' içinde 'Bir Duyguya Neden Olmak veya İfade Etmek' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

act up

/ækt ʌp/

(phrasal verb) yaramazlık yapmak, sorun çıkarmak, arızalanmak

Örnek:

The children started to act up during the long car ride.
Çocuklar uzun araba yolculuğu sırasında yaramazlık yapmaya başladı.

chew up

/tʃuː ʌp/

(phrasal verb) çiğnemek, parçalamak, tüketmek

Örnek:

The dog will chew up his new toy in minutes.
Köpek yeni oyuncağını dakikalar içinde çiğneyip bitirecek.

crack up

/kræk ʌp/

(phrasal verb) kahkahalara boğulmak, gülmekten kırılmak, çökmek

Örnek:

The comedian's joke made everyone crack up.
Komedyenin şakası herkesi kahkahalara boğdu.

soak up

/soʊk ʌp/

(phrasal verb) emmek, içine çekmek, özümsemek

Örnek:

The sponge will soak up the spilled water quickly.
Sünger dökülen suyu hızla emecek.

liven up

/ˈlaɪvən ʌp/

(phrasal verb) canlandırmak, şenlendirmek, canlanmak

Örnek:

Let's play some music to liven up the party.
Partiyi canlandırmak için biraz müzik açalım.

sex up

/seks ʌp/

(phrasal verb) cazip hale getirmek, seksi hale getirmek

Örnek:

The marketing team tried to sex up the product's image.
Pazarlama ekibi ürünün imajını cazip hale getirmeye çalıştı.

work up

/wɜːrk ʌp/

(phrasal verb) geliştirmek, hazırlamak, toplamak

Örnek:

She needs to work up the courage to ask for a raise.
Zam istemek için cesaretini toplaması gerekiyor.

loosen up

/ˈluːsən ʌp/

(phrasal verb) gevşemek, rahatlamak, gevşetmek

Örnek:

You need to loosen up a bit before your presentation.
Sunumundan önce biraz gevşemen gerekiyor.

stir up

/stɜːr ˈʌp/

(phrasal verb) yaratmak, kışkırtmak, karıştırmak

Örnek:

His comments always stir up controversy.
Yorumları her zaman tartışma yaratır.

brighten up

/ˈbraɪ.tən ʌp/

(phrasal verb) aydınlatmak, neşelendirmek, canlandırmak

Örnek:

Let's add some colorful flowers to brighten up the room.
Odayı aydınlatmak için biraz renkli çiçekler ekleyelim.

buck up

/bʌk ʌp/

(phrasal verb) neşelenmek, neşelendirmek

Örnek:

Come on, buck up! Things aren't that bad.
Hadi, neşelen! Her şey o kadar kötü değil.

cheer up

/tʃɪr ˈʌp/

(phrasal verb) neşelenmek, neşelendirmek

Örnek:

Cheer up! Things will get better.
Neşelen! Her şey daha iyi olacak.

pep up

/pep ʌp/

(phrasal verb) canlandırmak, neşelendirmek, hareketlendirmek

Örnek:

Let's try to pep up this boring meeting with some interactive activities.
Bu sıkıcı toplantıyı bazı interaktif aktivitelerle canlandıralım.

perk up

/pɜːrk ʌp/

(phrasal verb) canlanmak, neşelenmek, iyileşmek

Örnek:

She started to perk up when she heard the good news.
İyi haberi duyunca canlanmaya başladı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren