En Yaygın 500 İngilizce Zarf İçinde Top 1 - 25 Adverbs Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'En Yaygın 500 İngilizce Zarf' içinde 'Top 1 - 25 Adverbs' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren(adverb) bu kadar, çok, öyle;
(conjunction) bu yüzden, dolayısıyla
Örnek:
(adverb) tam, az önce, sadece;
(adjective) adil, haklı
Örnek:
(adverb) şimdi, şu an, az önce;
(interjection) şimdi, hemen;
(noun) şimdi, mevcut zaman;
(conjunction) madem, şimdi
Örnek:
(adverb) ne zaman, iken, dığında;
(noun) ne zaman, zaman;
(conjunction) iken, dığı zaman
Örnek:
(adverb) burada, buraya, buyurun;
(exclamation) al, buyur
Örnek:
(adverb) o zaman, sonra, ardından;
(conjunction) o zaman, öyleyse;
(adjective) o zamanki, eski
Örnek:
(adverb) nasıl, ne kadar, kaç;
(noun) nasıl, yöntem;
(conjunction) nasıl, ne kadar
Örnek:
(adverb) gerçekten, sahiden, çok;
(interjection) gerçekten mi?, sahiden mi?
Örnek:
(adverb) ayrıca, de, dahi
Örnek:
(adverb) nerede, nereye, ki;
(conjunction) nerede, yer;
(noun) nerede, yer
Örnek:
(adverb) orada, oraya, var;
(pronoun) orada, o yer;
(interjection) var, işte
Örnek:
(adjective) düz, pürüzsüz, çift;
(adverb) bile, hatta;
(verb) düzleştirmek, eşitlemek
Örnek:
(adverb) aslında, gerçekten, sahiden
Örnek:
(determiner) daha fazla, daha;
(adverb) daha, daha çok;
(pronoun) daha fazla, daha
Örnek:
(adverb) biraz, pek sayılmaz;
(phrase) tür, çeşit
Örnek:
(adjective) doğru, haklı, sağ;
(adverb) sağa, hemen, doğrudan;
(noun) hak, haklar, sağ;
(verb) düzeltmek, doğrultmak;
(interjection) tamam, değil mi
Örnek:
(adverb) neden, niçin;
(noun) neden, sebep;
(interjection) vay canına, ama
Örnek:
(conjunction) iken, dığı zaman, olarak;
(adverb) gibi, kadar;
(preposition) gibi, üzere
Örnek:
(adverb) sadece, yalnızca, henüz;
(adjective) tek, biricik;
(conjunction) sadece, ama
Örnek:
(adverb) hala, yine, yine de;
(adjective) sakin, hareketsiz;
(noun) kare, fotoğraf;
(verb) sakinleştirmek, dindirmek
Örnek:
(adverb) iyi, güzel, oldukça;
(adjective) iyi, sağlıklı;
(interjection) pekala, yani;
(noun) kuyu, kaynak;
(verb) dolmak, kabarmak
Örnek:
(adverb) tekrar, yine, geri
Örnek:
(determiner) çok;
(pronoun) çok;
(adverb) çok, epey
Örnek: