Avatar of Vocabulary Set Sesler

C2 Seviyesi İçinde Sesler Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'C2 Seviyesi' içinde 'Sesler' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

muffled

/ˈmʌf.əld/

(adjective) boğuk, kısık;

(verb) sarmak, örtmek

Örnek:

Her voice was muffled by the pillow.
Sesi yastık tarafından boğuklaştırılmıştı.

shrill

/ʃrɪl/

(adjective) tiz, keskin;

(verb) tiz ses çıkarmak, çığlık atmak

Örnek:

The shrill cry of the eagle echoed through the mountains.
Kartalın tiz çığlığı dağlarda yankılandı.

dissonant

/ˈdɪs.ən.ənt/

(adjective) uyumsuz, ahenksiz, çelişkili

Örnek:

The choir produced a dissonant sound.
Koro uyumsuz bir ses çıkardı.

grating

/ˈɡreɪ.t̬ɪŋ/

(noun) ızgara, parmaklık;

(adjective) rahatsız edici, tiz

Örnek:

The old iron grating covered the storm drain.
Eski demir ızgara yağmur giderini kapatıyordu.

jarring

/ˈdʒɑːr.ɪŋ/

(adjective) rahatsız edici, çarpıcı, uyumsuz

Örnek:

The sudden loud noise was quite jarring.
Ani yüksek ses oldukça rahatsız ediciydi.

squeaky

/ˈskwiː.ki/

(adjective) gıcırtılı, tiz

Örnek:

The old door opened with a squeaky sound.
Eski kapı gıcırtılı bir sesle açıldı.

raucous

/ˈrɑː.kəs/

(adjective) gürültülü, kaba, patırtılı

Örnek:

The crowd gave a raucous cheer.
Kalabalık gürültülü bir tezahürat yaptı.

raspy

/ˈræsp.i/

(adjective) boğuk, hırıltılı

Örnek:

He spoke with a raspy voice after shouting all night.
Bütün gece bağırdıktan sonra boğuk bir sesle konuştu.

guttural

/ˈɡʌt̬.ɚ.əl/

(adjective) gırtlaktan, boğuk

Örnek:

He spoke in a deep, guttural voice.
Derin, gırtlaktan bir sesle konuştu.

jangling

/ˈdʒæŋ.ɡlɪŋ/

(verb) şangırdayan, tıkırdayan;

(noun) şangırtı, tıkırtı

Örnek:

The keys were jangling in his pocket as he walked.
Yürürken anahtarlar cebinde şangırdıyordu.

sibilant

/ˈsɪb.əl.ənt/

(adjective) tıslayan, sibilant;

(noun) sibilant, tıslayan ses

Örnek:

The snake made a sibilant sound as it slithered through the grass.
Yılan çimlerin arasından kayarken tıslayan bir ses çıkardı.

clangorous

/ˈklæŋ.ɡər.əs/

(adjective) çınlayan, gürültülü, metalik sesli

Örnek:

The old factory was filled with the clangorous noise of machinery.
Eski fabrika, makinelerin çınlayan gürültüsüyle doluydu.

vociferous

/vəˈsɪf.ɚ.əs/

(adjective) gürültülü, bağıran, yaygaracı

Örnek:

The protestors were vociferous in their demands for justice.
Protestocular adalet taleplerinde gürültülüydü.

strident

/ˈstraɪ.dənt/

(adjective) tiz, keskin, sert

Örnek:

The old machine made a strident noise.
Eski makine tiz bir ses çıkardı.

mellifluous

/melˈɪf.lu.əs/

(adjective) tatlı, akıcı, bal gibi

Örnek:

Her mellifluous voice captivated the audience.
Onun tatlı sesi dinleyicileri büyüledi.

euphonious

/juːˈfoʊ.ni.əs/

(adjective) ahenkli, hoş sesli

Örnek:

The choir's performance was truly euphonious.
Koronun performansı gerçekten ahenkliydi.

clamorous

/ˈklæm.ɚ.əs/

(adjective) gürültülü, yaygaracı, ısrarcı

Örnek:

The clamorous crowd cheered for their team.
Gürültülü kalabalık takımları için tezahürat yaptı.

screech

/skriːtʃ/

(noun) gıcırtı, çığlık, cıyaklama;

(verb) gıcırdamak, çığlık atmak, cıyaklamak

Örnek:

The car came to a sudden halt with a loud screech of tires.
Araba, lastiklerin yüksek bir gıcırtısıyla aniden durdu.

chime

/tʃaɪm/

(noun) çan sesi, zil sesi, çan;

(verb) çalmak, çınlamak, zil çalmak

Örnek:

The clock struck noon with a melodious chime.
Saat öğleni melodik bir çan sesiyle çaldı.

purl

/pɝːl/

(noun) ters ilmek, mırıltı, şırıltı;

(verb) ters örmek, şırıldamak, mırıldanmak

Örnek:

To create a ribbed pattern, alternate knit and purl stitches.
Fitilli bir desen oluşturmak için düz ve ters ilmekleri değiştirin.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren