A2 Seviyesi İçinde A2 - Bağlaçlar ve Edatlar Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'A2 Seviyesi' içinde 'A2 - Bağlaçlar ve Edatlar' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren(conjunction) veya, ya da, yani
Örnek:
(conjunction) ama, fakat, başka;
(preposition) hariç, dışında;
(adverb) sadece, yalnızca;
(noun) ama, itiraz
Örnek:
(conjunction) eğer, ise, mi;
(noun) eğer, koşul
Örnek:
(conjunction) iken, dığı zaman, olarak;
(adverb) gibi, kadar;
(preposition) gibi, üzere
Örnek:
(conjunction) çünkü, zira
Örnek:
(adverb) bu kadar, çok, öyle;
(conjunction) bu yüzden, dolayısıyla
Örnek:
(preposition) beri;
(conjunction) den beri, madem, çünkü;
(adverb) o zamandan beri
Örnek:
(adverb) şimdi, şu an, az önce;
(interjection) şimdi, hemen;
(noun) şimdi, mevcut zaman;
(conjunction) madem, şimdi
Örnek:
(preposition) sonra, arkasında, peşinden;
(adverb) sonra, ardından;
(conjunction) peşinde, aramak
Örnek:
(preposition) önce, önünde;
(adverb) daha önce, önceden;
(conjunction) -den önce
Örnek:
(adverb) bir kez, bir defa, bir zamanlar;
(conjunction) -er -mez, dığında
Örnek:
(conjunction) rağmen, olmasına rağmen;
(adverb) yine de, ancak
Örnek:
(conjunction) rağmen, olsa da;
(adverb) ancak, yine de
Örnek:
(determiner) o, şu;
(pronoun) o, şu;
(adverb) o kadar, böyle;
(conjunction) ki, dığını, olan
Örnek:
(adverb) henüz, daha, yine de;
(conjunction) ama, ancak
Örnek:
(adverb) ne zaman, iken, dığında;
(noun) ne zaman, zaman;
(conjunction) iken, dığı zaman
Örnek:
(conjunction) ne zaman, her ne zaman;
(adverb) ne zaman istersen, her an
Örnek:
(adverb) nerede, nereye, ki;
(conjunction) nerede, yer;
(noun) nerede, yer
Örnek:
(conjunction) oysa, halbuki, mademki
Örnek:
(conjunction) ıp ıpmadığı, olsun
Örnek:
(preposition) boyunca, sırasında
Örnek:
(preposition) kadar, dek;
(conjunction) kadar, dek
Örnek:
(preposition) -den, -dan, beri
Örnek:
(preposition) içinden, boyunca, süresince;
(adverb) içinden, boyunca, bitmiş;
(adjective) bitmiş, tamamlanmış
Örnek:
(preposition) hariç, dışında;
(conjunction) ancak, hariç;
(verb) hariç tutmak, istisna etmek
Örnek:
(phrase) dışında, haricinde
Örnek:
(preposition) etrafında, çevresinde, yakınlarda;
(adverb) etrafta, yakınlarda, dolaşmak
Örnek:
(preposition) ile, vasıtasıyla, tarafından;
(adverb) yanından, geçerek
Örnek:
(noun) dış, dışarısı, dışarı;
(adjective) dış, harici;
(adverb) dışarıda, dışarı;
(preposition) dışında
Örnek:
(noun) iç, iç kısım;
(adverb) içeride, içeri;
(adjective) iç, dahili;
(preposition) içinde, dahilinde
Örnek:
(preposition) için, boyunca;
(conjunction) yüzünden, için
Örnek:
(preposition) hakkında, ile ilgili, yaklaşık;
(adverb) neredeyse, az kalsın;
(adjective) mevcut, etrafta
Örnek:
(preposition) karşı, yaslanarak, için
Örnek:
(conjunction) den, daha, başka;
(preposition) den, daha
Örnek:
(preposition) gibi, benzer, örneğin;
(verb) beğenmek, sevmek, istemek;
(conjunction) gibi;
(adverb) dedi ki, gibi;
(interjection) dedi ki, gibi;
(noun) benzer, eşdeğer
Örnek: