Avatar of Vocabulary Set A0 - Hayvan

A0 - Yeni Başlayanlar İçin Kelime Bilgisi İçinde A0 - Hayvan Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'A0 - Yeni Başlayanlar İçin Kelime Bilgisi' içinde 'A0 - Hayvan' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

cow

/kaʊ/

(noun) inek;

(verb) korkutmak, yıldırmak

Örnek:

The farmer milked the cow early in the morning.
Çiftçi sabah erken saatlerde inek sağdı.

chicken

/ˈtʃɪk.ɪn/

(noun) tavuk, korkak, ödlek;

(verb) vazgeçmek, korkmak;

(adjective) korkak, ödlek

Örnek:

She bought a whole chicken for dinner.
Akşam yemeği için bütün bir tavuk aldı.

tiger

/ˈtaɪ.ɡɚ/

(noun) kaplan, vahşi kişi, güçlü kişi

Örnek:

The tiger stalked its prey silently through the tall grass.
Kaplan, uzun otların arasından sessizce avını takip etti.

bird

/bɝːd/

(noun) kuş, kız, kadın;

(verb) orta parmağını göstermek

Örnek:

The little bird sang sweetly on the branch.
Küçük kuş dalda tatlı tatlı şarkı söyledi.

horse

/hɔːrs/

(noun) at, sehpa, destek;

(verb) at sağlamak, atlarla çekmek

Örnek:

The knight rode his horse into battle.
Şövalye atına binerek savaşa girdi.

snake

/sneɪk/

(noun) yılan, hain;

(verb) kıvrılmak, süzülmek, sinsi sinsi hareket etmek

Örnek:

A venomous snake slithered through the grass.
Zehirli bir yılan çimlerin arasından süzüldü.

dog

/dɑːɡ/

(noun) köpek, tembel;

(verb) takip etmek, peşini bırakmamak

Örnek:

My neighbor's dog barks loudly every morning.
Komşumun köpeği her sabah yüksek sesle havlar.

cat

/kæt/

(noun) kedi, adam, herif;

(verb) kaldırmak, çekmek

Örnek:

My cat loves to chase laser pointers.
Kedim lazer işaretçilerini kovalamayı sever.

mouse

/maʊs/

(noun) fare;

(verb) fareyle hareket ettirmek, fare kullanmak

Örnek:

A tiny mouse scurried across the floor.
Küçük bir fare zeminde hızla koştu.

sheep

/ʃiːp/

(noun) koyun, sürüye uyan kimse

Örnek:

The farmer led his flock of sheep to the pasture.
Çiftçi koyun sürüsünü otlağa götürdü.

duck

/dʌk/

(noun) ördek;

(verb) eğilmek, kaçınmak

Örnek:

The duck swam gracefully across the pond.
Ördek gölette zarifçe yüzdü.

monkey

/ˈmʌŋ.ki/

(noun) maymun, yaramaz, haylaz;

(verb) oynamak, maymunluk yapmak

Örnek:

The monkey swung from tree to tree.
Maymun ağaçtan ağaca sallandı.

lizard

/ˈlɪz.ɚd/

(noun) kertenkele

Örnek:

The lizard basked in the sun on the warm rock.
Kertenkele sıcak kayanın üzerinde güneşte keyif yapıyordu.

goat

/ɡoʊt/

(noun) keçi, GOAT, Tüm Zamanların En İyisi

Örnek:

The farmer led the goat back to its pen.
Çiftçi keçiyi ağılına geri götürdü.

animal

/ˈæn.ɪ.məl/

(noun) hayvan, canavar, barbar;

(adjective) hayvansal

Örnek:

The zoo has many different types of animals.
Hayvanat bahçesinde birçok farklı türde hayvan var.

giraffe

/dʒɪˈræf/

(noun) zürafa

Örnek:

The giraffe stretched its long neck to reach the highest leaves.
Zürafa en yüksek yapraklara ulaşmak için uzun boynunu uzattı.

elephant

/ˈel.ə.fənt/

(noun) fil

Örnek:

The elephant sprayed water over itself with its trunk.
Fil hortumuyla üzerine su püskürttü.

spider

/ˈspaɪ.dɚ/

(noun) örümcek, örümcek anahtarı

Örnek:

A large spider crawled across the ceiling.
Büyük bir örümcek tavanda süründü.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren