mediating kelimesinin Türkçe anlamı

mediating İngilizce'de ne anlama geliyor? Lingoland ile bu kelimenin anlamını, telaffuzunu ve özel kullanımını keşfedin

mediating

US /ˈmiː.di.eɪ.tɪŋ/
UK /ˈmiː.di.eɪ.tɪŋ/

Fiil

1.

arabuluculuk yapmak, uzlaştırmak

to intervene between people in a dispute in order to bring about an agreement or reconciliation

Örnek:
The lawyer spent hours mediating between the two parties.
Avukat, iki taraf arasında arabuluculuk yaparak saatler geçirdi.
The UN is actively mediating in the conflict zone.
BM, çatışma bölgesinde aktif olarak arabuluculuk yapıyor.
2.

arabuluculuk yapmak, aracılık etmek

to act as a means of conveying or reconciling

Örnek:
Art can be a powerful tool for mediating cultural differences.
Sanat, kültürel farklılıkları arabuluculuk yapmak için güçlü bir araç olabilir.
Technology is mediating how we interact with the world.
Teknoloji, dünyayla etkileşim şeklimizi arabuluculuk yapıyor.

Sıfat

arabulucu, uzlaştırıcı

acting as an intermediary or go-between

Örnek:
The organization plays a mediating role in international disputes.
Kuruluş, uluslararası anlaşmazlıklarda arabulucu bir rol oynuyor.
Her calm demeanor had a mediating effect on the heated discussion.
Sakin tavrı, hararetli tartışma üzerinde arabulucu bir etki yarattı.