Avatar of Vocabulary Set Şapka

Kıyafet ve Moda İçinde Şapka Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Kıyafet ve Moda' içinde 'Şapka' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

balaclava

/ˌbæl.əˈklɑː.və/

(noun) balaklava, kar maskesi

Örnek:

He pulled on his balaclava before heading out into the freezing wind.
Dondurucu rüzgara çıkmadan önce balaklavasını taktı.

beanie

/ˈbiː.ni/

(noun) bere, atkı bere

Örnek:

He pulled his beanie down over his ears to keep warm.
Sıcak kalmak için beresini kulaklarına kadar çekti.

bearskin

/ˈber.skɪn/

(noun) ayı derisi, ayı derisi şapka

Örnek:

The hunter proudly displayed the bearskin rug in his cabin.
Avcı, kulübesinde gururla ayı derisi halısını sergiledi.

beret

/bəˈreɪ/

(noun) bere

Örnek:

He wore a black beret tilted to one side.
Siyah bir bereyi yana eğik takmıştı.

boater

/ˈboʊ.t̬ɚ/

(noun) boater şapka, hasır şapka, tekneci

Örnek:

He wore a striped blazer and a straw boater to the regatta.
Regattaya çizgili bir blazer ve hasır bir boater giydi.

bobble hat

/ˈbɑː.bəl ˌhæt/

(noun) ponponlu bere, ponponlu şapka

Örnek:

He wore a warm bobble hat to keep his head cozy in the snow.
Karda başını sıcak tutmak için sıcak bir ponponlu bere taktı.

bonnet

/ˈbɑː.nɪt/

(noun) bone, başlık, kaput

Örnek:

The baby wore a cute pink bonnet.
Bebek sevimli pembe bir bone takıyordu.

bowler

/ˈboʊ.lɚ/

(noun) bowling oyuncusu, bovlingci, atıcı (kriket)

Örnek:

The experienced bowler aimed carefully before releasing the ball.
Deneyimli bowling oyuncusu topu bırakmadan önce dikkatlice nişan aldı.

brim

/brɪm/

(noun) kenar, ağız;

(verb) taşmak, ağzına kadar dolu olmak

Örnek:

He tipped his hat by the brim as a greeting.
Şapkasının kenarından tutarak selam verdi.

busby

/ˈbʌz.bi/

(noun) kalpak, ayı postu şapka

Örnek:

The guard wore a distinctive busby on his head.
Muhafız, başında belirgin bir kalpak taşıyordu.

cap

/kæp/

(noun) şapka, bere, kapak;

(verb) kapatmak, örtmek, sınırlamak

Örnek:

He wore a baseball cap to the game.
Maça beyzbol şapkası giydi.

cloche

/kloʊʃ/

(noun) çan kapağı, klos, çan şapka

Örnek:

The chef lifted the silver cloche to reveal the steaming dish.
Şef, buharlı yemeği ortaya çıkarmak için gümüş çan kapağını kaldırdı.

cowboy hat

/ˈkaʊ.bɔɪ ˌhæt/

(noun) kovboy şapkası

Örnek:

He tipped his cowboy hat as he greeted her.
Onu selamlarken kovboy şapkasını hafifçe kaldırdı.

crash helmet

/ˈkræʃ ˌhel.mɪt/

(noun) kask, koruyucu kask

Örnek:

Always wear a crash helmet when riding a motorcycle.
Motosiklet sürerken daima kask takın.

derby

/ˈdɝː.bi/

(noun) derbi, at yarışı, yerel rekabet maçı

Örnek:

The Kentucky Derby is one of the most famous horse races in the world.
Kentucky Derby, dünyanın en ünlü at yarışlarından biridir.

dunce cap

/ˈdʌns kæp/

(noun) aptal şapkası, ceza şapkası

Örnek:

In old cartoons, disobedient students were often made to wear a dunce cap.
Eski çizgi filmlerde, itaatsiz öğrencilere sık sık aptal şapkası taktırılırdı.

fedora

/fəˈdɔːr.ə/

(noun) fötr şapka, keçe şapka

Örnek:

He tipped his fedora as he greeted her.
Onu selamlarken fötr şapkasını hafifçe kaldırdı.

fez

/fez/

(noun) fes

Örnek:

He wore a traditional fez to the cultural festival.
Kültür festivaline geleneksel bir fes giydi.

hat

/hæt/

(noun) şapka;

(verb) şapka giydirmek, şapka takmak

Örnek:

She wore a wide-brimmed hat to protect herself from the sun.
Güneşten korunmak için geniş kenarlı bir şapka taktı.

headgear

/ˈhed.ɡɪr/

(noun) başlık, kask

Örnek:

The cyclist wore protective headgear during the race.
Bisikletçi yarış sırasında koruyucu başlık taktı.

helmet

/ˈhel.mət/

(noun) kask, miğfer

Örnek:

Always wear a helmet when riding a bicycle.
Bisiklet sürerken her zaman kask takın.

homburg

/ˈhɑːm.bɝːɡ/

(noun) homburg

Örnek:

He completed his formal outfit with a stylish homburg.
Resmi kıyafetini şık bir homburg ile tamamladı.

miter

/ˈmaɪ.t̬ɚ/

(noun) gönye, gönye birleşimi, mitre;

(verb) gönyelemek, gönye kesmek

Örnek:

He cut the trim with a perfect miter.
Kenar süsünü mükemmel bir gönye ile kesti.

mortarboard

/ˈmɔːrtərbɔːrd/

(noun) mezuniyet şapkası, akademik şapka, harç tahtası

Örnek:

Graduates proudly wore their caps and gowns, with the mortarboard perfectly balanced on their heads.
Mezunlar gururla cübbelerini ve mezuniyet şapkalarını giydiler, mezuniyet şapkası başlarında mükemmel bir şekilde dengelenmişti.

panama

/ˈpæn.ə.mɑː/

(noun) Panama, Panama şapkası

Örnek:

The Panama Canal is a major shipping route through Panama.
Panama Kanalı, Panama üzerinden geçen önemli bir denizcilik yoludur.

pith helmet

/ˈpɪθ ˌhelmɪt/

(noun) mantar şapka, tropikal şapka

Örnek:

The explorer wore a pith helmet to protect himself from the scorching sun.
Kaşif, kavurucu güneşten korunmak için mantar şapka takıyordu.

sombrero

/sɑːmˈbrer.oʊ/

(noun) sombrero, Meksika şapkası

Örnek:

He wore a large sombrero to shield himself from the sun.
Güneşten korunmak için büyük bir şapka taktı.

Stetson

/ˈstet.sən/

(noun) Stetson, kovboy şapkası

Örnek:

He tipped his Stetson as he greeted her.
Onu selamlarken Stetson şapkasını hafifçe kaldırdı.

sun hat

/ˈsʌn ˌhæt/

(noun) güneş şapkası

Örnek:

She wore a large sun hat to protect her face from the strong rays.
Yüzünü güçlü ışınlardan korumak için büyük bir güneş şapkası taktı.

tam-o'-shanter

/ˌtæm.oʊˈʃæn.tər/

(noun) tam-o'-shanter, İskoç şapkası

Örnek:

He wore a traditional kilt and a matching tam-o'-shanter.
Geleneksel bir kilt ve uyumlu bir tam-o'-shanter giyiyordu.

topee

/ˈtoʊ.piː/

(noun) tropikal şapka, mantar şapka

Örnek:

He wore a topee to shield himself from the scorching sun during his safari.
Safarisi sırasında kavurucu güneşten korunmak için bir tropikal şapka taktı.

top hat

/ˈtɑːp ˌhæt/

(noun) silindir şapka, frak şapkası

Örnek:

The magician pulled a rabbit out of his top hat.
Sihirbaz şapkasından bir tavşan çıkardı.

topi

/ˈtoʊpi/

(noun) topi

Örnek:

The topi grazed peacefully on the savanna.
Topi savanada huzur içinde otluyordu.

toque

/toʊk/

(noun) aşçı şapkası, bere

Örnek:

The chef wore a tall white toque in the kitchen.
Şef mutfakta uzun beyaz bir aşçı şapkası giyiyordu.

headscarf

/ˈhed.skɑːrf/

(noun) eşarp, başörtüsü

Örnek:

She tied a colorful headscarf around her hair.
Saçına renkli bir eşarp bağladı.

niqab

/nɪˈkɑːb/

(noun) peçe

Örnek:

She chose to wear a niqab as an expression of her faith.
İnancının bir ifadesi olarak peçe takmayı seçti.

hijab

/ˈhɪdʒ.æb/

(noun) başörtüsü, örtü

Örnek:

Many Muslim women choose to wear a hijab as a sign of modesty.
Birçok Müslüman kadın, tevazu işareti olarak başörtüsü takmayı tercih eder.

headwrap

/ˈhed.ræp/

(noun) başörtüsü, türban

Örnek:

She wore a colorful headwrap to the festival.
Festivale renkli bir başörtüsü taktı.

trilby

/ˈtrɪl.bi/

(noun) trilby şapka

Örnek:

He tipped his trilby as he greeted her.
Onu selamlarken trilby şapkasını hafifçe kaldırdı.

tuque

/tuːk/

(noun) bere, yün şapka

Örnek:

He pulled his tuque down over his ears to keep warm.
Sıcak kalmak için beresini kulaklarına kadar çekti.

turban

/ˈtɝː.bən/

(noun) türban

Örnek:

The Sikh man wore a colorful turban.
Sih adam renkli bir türban takıyordu.

visor

/ˈvaɪ.zɚ/

(noun) vizör, siperlik, güneşlik

Örnek:

The knight lowered his visor before entering battle.
Şövalye savaşa girmeden önce vizörünü indirdi.

nightcap

/ˈnaɪt.kæp/

(noun) yatmadan önce içki, gece başlığı

Örnek:

He always enjoys a small whiskey as a nightcap.
Her zaman bir yatmadan önce içki olarak küçük bir viski içer.

headdress

/ˈhed.dres/

(noun) başlık, saç süsü

Örnek:

The bride wore an elaborate feathered headdress.
Gelin, gösterişli tüylü bir başlık takıyordu.

bucket hat

/ˈbʌk.ɪt ˌhæt/

(noun) kova şapka, balıkçı şapkası

Örnek:

He wore a denim bucket hat to protect himself from the sun.
Güneşten korunmak için kot kova şapka taktı.

stocking cap

/ˈstɑːk.ɪŋ ˌkæp/

(noun) bere, yün şapka

Örnek:

He pulled his warm stocking cap down over his ears.
Sıcak beresini kulaklarının üzerine çekti.

deerstalker

/ˈdɪr.stɔː.kər/

(noun) deerstalker şapkası, avcı şapkası

Örnek:

Sherlock Holmes is often depicted wearing a deerstalker hat.
Sherlock Holmes genellikle bir deerstalker şapkası takarken tasvir edilir.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren