Avatar of Vocabulary Set Elyaf ve Tekstil El Sanatları

Sanat ve El Sanatları İçinde Elyaf ve Tekstil El Sanatları Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Sanat ve El Sanatları' içinde 'Elyaf ve Tekstil El Sanatları' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

macramé

/məˈkrɑː.meɪ/

(noun) makrome

Örnek:

She spent hours perfecting her macramé wall hanging.
Makrome duvar süsünü mükemmelleştirmek için saatler harcadı.

spinning

/ˈspɪn.ɪŋ/

(noun) dönme, iplik eğirme, iplik yapımı;

(adjective) dönen, iplik eğiren

Örnek:

The spinning of the Earth causes day and night.
Dünya'nın dönmesi gece ve gündüzü oluşturur.

quilting

/ˈkwɪl.tɪŋ/

(noun) kapitone, yorgan yapımı

Örnek:

She enjoys quilting as a hobby.
Hobi olarak kapitone yapmaktan hoşlanıyor.

felting

/ˈfel.tɪŋ/

(noun) keçeleme, keçe yapımı

Örnek:

She learned the art of needle felting to create intricate designs.
Karmaşık tasarımlar oluşturmak için iğne keçeleme sanatını öğrendi.

batik

/bætˈiːk/

(noun) batik, batik kumaş, batik giysi

Örnek:

She learned how to make batik in Indonesia.
Endonezya'da batik yapmayı öğrendi.

millinery

/ˈmɪl.ə.ner.i/

(noun) şapka yapımcılığı, şapka dükkanı, kadın şapkaları

Örnek:

She studied millinery in Paris for two years.
İki yıl Paris'te şapka yapımcılığı okudu.

weaving

/ˈwiː.vɪŋ/

(noun) dokuma, örgü;

(verb) dokuyan, ilerleyen

Örnek:

The art of weaving has been passed down through generations.
Dokuma sanatı nesiller boyu aktarılmıştır.

shuttle

/ˈʃʌt̬.əl/

(noun) servis, mekik, uzay mekiği;

(verb) mekik dokumak, taşımak

Örnek:

The hotel provides a free shuttle service to the airport.
Otel, havaalanına ücretsiz servis hizmeti sunmaktadır.

spin

/spɪn/

(verb) dönmek, çevirmek, eğirmek;

(noun) dönüş, tur, eğilim

Örnek:

The dancer began to spin on one foot.
Dansçı tek ayak üzerinde dönmeye başladı.

spindle

/ˈspɪn.dəl/

(noun) iğ, mil, dingil;

(verb) uzamak, incelmek

Örnek:

The weaver carefully wound the thread onto the spindle.
Dokumacı ipliği dikkatlice üzerine sardı.

basketry

/ˈbæskɪtri/

(noun) sepetçilik, örgü işi

Örnek:

She learned the art of basketry from her grandmother.
Büyükannesinden sepetçilik sanatını öğrendi.

distaff

/ˈdɪs.tæf/

(noun) kirman, çıkrık, kadın tarafı;

(adjective) kadınlara ait, kadınsı

Örnek:

The old woman sat by the fire, spinning yarn from her distaff.
Yaşlı kadın ateşin başında oturmuş, kirmanından iplik eğiriyordu.

interlace

/ˌɪn.t̬ɚˈleɪs/

(verb) iç içe geçirmek, birbirine geçirmek

Örnek:

The branches of the trees interlace to form a natural canopy.
Ağaç dalları doğal bir gölgelik oluşturmak için iç içe geçer.

loom

/luːm/

(verb) belirmek, görünmek, yaklaşmak;

(noun) tezgah

Örnek:

A dark shape began to loom out of the fog.
Karanlık bir şekil sisin içinden belirmeye başladı.

spinning wheel

/ˈspɪn.ɪŋ ˌwiːl/

(noun) çıkrık

Örnek:

The old woman sat by the fire, diligently working at her spinning wheel.
Yaşlı kadın ateşin başında oturmuş, çıkrığında özenle çalışıyordu.

weave

/wiːv/

(verb) dokumak, örmek, bir araya getirmek;

(noun) dokuma, örgü

Örnek:

She learned to weave baskets from natural fibers.
Doğal liflerden sepet örmeyi öğrendi.

wicker

/ˈwɪk.ɚ/

(noun) hasır, söğüt;

(adjective) hasır, söğüt

Örnek:

The old chair was made of wicker.
Eski sandalye hasırdan yapılmıştı.

wickerwork

/ˈwɪk.ɚ.wɝːk/

(noun) hasır işi, örgü işi

Örnek:

The old chair was made of beautiful wickerwork.
Eski sandalye güzel hasır işinden yapılmıştı.

twining

/ˈtwaɪ.nɪŋ/

(verb) sarılma, dolanma

Örnek:

The ivy was twining around the old oak tree.
Sarmaşık eski meşe ağacının etrafına sarılıyordu.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren