Avatar of Vocabulary Set Restoran Seçimi

TOEIC Temel 600 Kelime İçinde Restoran Seçimi Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'TOEIC Temel 600 Kelime' içinde 'Restoran Seçimi' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

appeal

/əˈpiːl/

(verb) çağrı yapmak, çağrı, cazip gelmek;

(noun) çağrı, ricada bulunma, çekicilik

Örnek:

Police are appealing for witnesses to the accident.
Polis, kazanın tanıklarına çağrı yapıyor.

arrive

/əˈraɪv/

(verb) varmak, ulaşmak, gelmek

Örnek:

We will arrive at the airport by noon.
Öğlene kadar havaalanına varacağız.

compromise

/ˈkɑːm.prə.maɪz/

(noun) uzlaşma, taviz, tehlikeye atma;

(verb) ödün vermek, tehlikeye atmak, zayıflatmak

Örnek:

After long negotiations, they finally reached a compromise.
Uzun müzakerelerden sonra nihayet bir uzlaşmaya vardılar.

daringly

/ˈder.ɪŋ.li/

(adverb) cesurca, cüretkarca

Örnek:

She daringly climbed the treacherous mountain peak.
Tehlikeli dağ zirvesine cesurca tırmandı.

familiar

/fəˈmɪl.i.jɚ/

(adjective) tanıdık, bilindik, aşina

Örnek:

His face looked familiar, but I couldn't place him.
Yüzü tanıdık geliyordu ama kim olduğunu çıkaramadım.

guide

/ɡaɪd/

(noun) rehber, kılavuz;

(verb) yönlendirmek, rehberlik etmek, etkilemek

Örnek:

Our tour guide was very knowledgeable about the city's history.
Tur rehberimiz şehrin tarihi hakkında çok bilgiliydi.

majority

/məˈdʒɔː.rə.t̬i/

(noun) çoğunluk, reşitlik, erginlik

Örnek:

The majority of people voted for the new policy.
İnsanların çoğunluğu yeni politikaya oy verdi.

mix

/mɪks/

(verb) karıştırmak, harmanlamak, kaynaşmak;

(noun) karışım, harman

Örnek:

Mix the flour and water to make a dough.
Hamur yapmak için unu ve suyu karıştırın.

rely

/rɪˈlaɪ/

(verb) güvenmek, dayanmak

Örnek:

You can always rely on me for help.
Yardım için her zaman bana güvenebilirsin.

secure

/səˈkjʊr/

(adjective) sağlam, güvenli, sabit;

(verb) sabitlemek, güvenceye almak, bağlamak

Örnek:

Make sure the ladder is secure before you climb it.
Tırmanmadan önce merdivenin sağlam olduğundan emin olun.

subjective

/səbˈdʒek.tɪv/

(adjective) öznel, kişisel

Örnek:

Beauty is subjective; what one person finds beautiful, another might not.
Güzellik özneldir; bir kişinin güzel bulduğu şeyi bir başkası bulmayabilir.

suggestion

/səˈdʒes.tʃən/

(noun) öneri, tavsiye, telkin

Örnek:

Do you have any suggestions for dinner tonight?
Bu akşam yemeği için herhangi bir öneriniz var mı?
Bu kelime setini Lingoland'da öğren