Avatar of Vocabulary Set Toplum ve Sosyal Etkinlikler

Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 5) İçinde Toplum ve Sosyal Etkinlikler Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 5)' içinde 'Toplum ve Sosyal Etkinlikler' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

society

/səˈsaɪ.ə.t̬i/

(noun) toplum, dernek, cemiyet

Örnek:

Modern society faces many challenges.
Modern toplum birçok zorlukla karşı karşıya.

community

/kəˈmjuː.nə.t̬i/

(noun) topluluk, cemaat, toplum

Örnek:

The local community organized a clean-up event.
Yerel topluluk bir temizlik etkinliği düzenledi.

population

/ˌpɑː.pjəˈleɪ.ʃən/

(noun) nüfus, halk, popülasyon

Örnek:

The city's population has grown rapidly in the last decade.
Şehrin nüfusu son on yılda hızla arttı.

civilization

/ˌsɪv.əl.əˈzeɪ.ʃən/

(noun) medeniyet, uygarlık, medenileşme

Örnek:

Ancient Egypt was a highly advanced civilization.
Antik Mısır çok gelişmiş bir medeniyetti.

norm

/nɔːrm/

(noun) norm, standart, kural

Örnek:

Working from home has become the new norm for many.
Evden çalışmak birçok kişi için yeni norm haline geldi.

behavior

/bɪˈheɪ.vjɚ/

(noun) davranış, işleyiş

Örnek:

His rude behavior offended everyone.
Kaba davranışı herkesi rahatsız etti.

relation

/rɪˈleɪ.ʃən/

(noun) ilişki, bağlantı, akraba

Örnek:

The relation between cause and effect is fundamental to science.
Neden ve sonuç arasındaki ilişki bilim için temeldir.

group

/ɡruːp/

(noun) grup, küme, müzik grubu;

(verb) gruplamak, bir araya getirmek

Örnek:

A group of students gathered outside the library.
Bir grup öğrenci kütüphanenin dışında toplandı.

modernity

/mɑːˈdɝː.nə.t̬i/

(noun) modernlik, çağdaşlık

Örnek:

The building's design is a perfect blend of tradition and modernity.
Binanın tasarımı, gelenek ve modernliğin mükemmel bir karışımıdır.

identity

/aɪˈden.t̬ə.t̬i/

(noun) kimlik, özellikler

Örnek:

He was trying to hide his true identity.
Gerçek kimliğini saklamaya çalışıyordu.

convention

/kənˈven.ʃən/

(noun) kongre, toplantı, gelenek

Örnek:

The annual sales convention will be held in Las Vegas.
Yıllık satış kongresi Las Vegas'ta yapılacak.

gender

/ˈdʒen.dɚ/

(noun) cinsiyet, toplumsal cinsiyet;

(verb) cinsiyetlendirmek, cinsiyet atamak

Örnek:

The company is committed to promoting gender equality in the workplace.
Şirket, iş yerinde cinsiyet eşitliğini teşvik etmeye kararlıdır.

race

/reɪs/

(noun) yarış, koşu, ırk;

(verb) yarışmak, koşmak, hızla gitmek

Örnek:

She won the 100-meter race.
100 metre yarışını kazandı.

communication

/kəˌmjuː.nəˈkeɪ.ʃən/

(noun) iletişim, haberleşme, mesaj

Örnek:

Effective communication is key to a successful team.
Etkili iletişim, başarılı bir ekibin anahtarıdır.

majority

/məˈdʒɔː.rə.t̬i/

(noun) çoğunluk, reşitlik, erginlik

Örnek:

The majority of people voted for the new policy.
İnsanların çoğunluğu yeni politikaya oy verdi.

minority

/maɪˈnɔːr.ə.t̬i/

(noun) azınlık, azınlık grubu

Örnek:

Only a small minority of students failed the exam.
Öğrencilerin sadece küçük bir azınlığı sınavda başarısız oldu.

class

/klæs/

(noun) sınıf, ders, kurs;

(verb) sınıflandırmak, kategorize etmek;

(adjective) şık, klas

Örnek:

The teacher greeted the class.
Öğretmen sınıfı selamladı.

gathering

/ˈɡæð.ɚ.ɪŋ/

(noun) toplantı, buluşma, toplama

Örnek:

The family had a small gathering for the holidays.
Aile tatiller için küçük bir toplantı yaptı.

celebration

/ˌsel.əˈbreɪ.ʃən/

(noun) kutlama, şenlik, tören

Örnek:

The town held a grand celebration for its anniversary.
Kasaba, yıldönümü için büyük bir kutlama düzenledi.

party

/ˈpɑːr.t̬i/

(noun) parti, eğlence, grup;

(verb) parti yapmak, eğlenmek

Örnek:

We're having a birthday party for my sister.
Kız kardeşim için bir doğum günü partisi veriyoruz.

reception

/rɪˈsep.ʃən/

(noun) resepsiyon, karşılama, davet

Örnek:

The reception of the new policy was mixed.
Yeni politikanın karşılanması karışıktı.

parade

/pəˈreɪd/

(noun) geçit töreni, resmi geçit, dizi;

(verb) geçit töreni yapmak, sergilemek

Örnek:

The city held a grand parade to celebrate the national holiday.
Şehir, ulusal bayramı kutlamak için büyük bir geçit töreni düzenledi.

carnival

/ˈkɑːr.nə.vəl/

(noun) karnaval, lunapark, şenlik

Örnek:

The city comes alive during Carnival season.
Şehir Karnaval mevsiminde canlanır.

ceremony

/ˈser.ə.moʊ.ni/

(noun) tören, merasim, resmiyet

Örnek:

The wedding ceremony was beautiful.
Düğün töreni çok güzeldi.

picnic

/ˈpɪk.nɪk/

(noun) piknik;

(verb) piknik yapmak

Örnek:

We're planning a picnic by the lake this weekend.
Bu hafta sonu göl kenarında bir piknik planlıyoruz.

festival

/ˈfes.tə.vəl/

(noun) festival, şenlik

Örnek:

The town celebrates a summer festival every year.
Kasaba her yıl bir yaz festivali kutlar.

religion

/rɪˈlɪdʒ.ən/

(noun) din, inanç, inanç sistemi

Örnek:

Freedom of religion is a fundamental human right.
Din özgürlüğü temel bir insan hakkıdır.

history

/ˈhɪs.t̬ɚ.i/

(noun) tarih, geçmiş, tarihçe

Örnek:

She is studying ancient Roman history at university.
Üniversitede antik Roma tarihi okuyor.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren