Avatar of Vocabulary Set Fikir

Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 5) İçinde Fikir Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 5)' içinde 'Fikir' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

complain

/kəmˈpleɪn/

(verb) şikayet etmek, yakınmak, sızlanmak

Örnek:

Customers often complain about slow service.
Müşteriler yavaş hizmetten sık sık şikayet eder.

oppose

/əˈpoʊz/

(verb) karşı çıkmak, muhalefet etmek, karşı koymak

Örnek:

Many people oppose the new policy.
Birçok kişi yeni politikaya karşı çıkıyor.

protest

/ˈproʊ.test/

(noun) protesto, itiraz;

(verb) protesto etmek, itiraz etmek

Örnek:

The students organized a protest against the tuition hike.
Öğrenciler öğrenim ücreti zammına karşı bir protesto düzenledi.

fault

/fɑːlt/

(noun) hata, kusur, ayıp;

(verb) eleştirmek, kusur bulmak

Örnek:

It's not my fault that the car broke down.
Arabanın bozulması benim hatam değil.

attack

/əˈtæk/

(noun) saldırı, atak, eleştiri;

(verb) saldırmak, eleştirmek

Örnek:

The army launched a surprise attack on the enemy.
Ordu düşmana sürpriz bir saldırı başlattı.

judge

/dʒʌdʒ/

(noun) yargıç, hakem, uzman;

(verb) yargılamak, değerlendirmek, hükmetmek

Örnek:

The judge sentenced the defendant to five years in prison.
Yargıç sanığı beş yıl hapse mahkum etti.

critique

/krɪˈtiːk/

(noun) eleştiri, değerlendirme;

(verb) eleştirmek, değerlendirmek

Örnek:

The professor provided a thorough critique of the student's essay.
Profesör, öğrencinin denemesine kapsamlı bir eleştiri sundu.

condemn

/kənˈdem/

(verb) kınamak, ayıplamak, mahkum etmek

Örnek:

The government issued a statement to condemn the terrorist attack.
Hükümet terör saldırısını kınamak için bir bildiri yayınladı.

blame

/bleɪm/

(noun) suç, sorumluluk;

(verb) suçlamak, kabahat bulmak

Örnek:

She took all the blame for the mistake.
Hatadan dolayı tüm suçu üstlendi.

disagree

/ˌdɪs.əˈɡriː/

(verb) katılmamak, aynı fikirde olmamak

Örnek:

My brother and I often disagree on politics.
Kardeşimle siyaset konusunda sık sık anlaşamayız.

dislike

/dɪˈslaɪk/

(noun) sevmezlik, hoşnutsuzluk;

(verb) sevmemek, hoşlanmamak

Örnek:

She has a strong dislike for seafood.
Deniz ürünlerine karşı güçlü bir sevmezlik duyuyor.

accept

/əkˈsept/

(verb) kabul etmek, almak, onaylamak

Örnek:

She accepted the gift with a smile.
Hediyeyi gülümseyerek kabul etti.

like

/laɪk/

(preposition) gibi, benzer, örneğin;

(verb) beğenmek, sevmek, istemek;

(conjunction) gibi;

(adverb) dedi ki, gibi;

(interjection) dedi ki, gibi;

(noun) benzer, eşdeğer

Örnek:

She looks just like her mother.
Tıpkı annesi gibi görünüyor.

evaluate

/ɪˈvæl.ju.eɪt/

(verb) değerlendirmek, tahmin etmek, ölçmek

Örnek:

It's impossible to evaluate these results without knowing more about the research methods.
Araştırma yöntemleri hakkında daha fazla bilgi sahibi olmadan bu sonuçları değerlendirmek imkansızdır.

approve

/əˈpruːv/

(verb) onaylamak, tasdik etmek, beğenmek

Örnek:

The committee voted to approve the new budget.
Komite yeni bütçeyi onaylamak için oy kullandı.

admit

/ədˈmɪt/

(verb) kabul etmek, itiraf etmek, içeri almak

Örnek:

He finally admitted his mistake.
Sonunda hatasını kabul etti.

confirm

/kənˈfɝːm/

(verb) onaylamak, doğrulamak, pekiştirmek

Örnek:

Please confirm your attendance by Friday.
Lütfen Cuma gününe kadar katılımınızı onaylayın.

criticize

/ˈkrɪt̬.ɪ.saɪz/

(verb) eleştirmek, kınamak, analiz etmek

Örnek:

It's easy to criticize others, but harder to offer solutions.
Başkalarını eleştirmek kolaydır, ancak çözüm sunmak daha zordur.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren