'Birlikte', 'Karşı', 'Ayrı' vb. ifadeleri kullanan fiil öbekleri. İçinde Bir eylem gerçekleştir (Arka ve Çapraz) Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
''Birlikte', 'Karşı', 'Ayrı' vb. ifadeleri kullanan fiil öbekleri.' içinde 'Bir eylem gerçekleştir (Arka ve Çapraz)' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /fɔːl bɪˈhaɪnd/
(phrasal verb) geri kalmak, geride kalmak, geri kalmak (ödemelerde)
Örnek:
If you don't study regularly, you'll fall behind in your classes.
Düzenli çalışmazsan derslerinde geri kalırsın.
/ɡet bɪˈhaɪnd/
(phrasal verb) geri kalmak, gecikmek, desteklemek
Örnek:
I've got behind with my work.
İşimde geri kaldım.
/læɡ bɪˈhaɪnd/
(phrasal verb) geride kalmak, geri kalmak
Örnek:
The company is lagging behind its competitors in innovation.
Şirket inovasyonda rakiplerinin gerisinde kalıyor.
/liːv bɪˈhaɪnd/
(phrasal verb) geride bırakmak, unutmak, bırakmak
Örnek:
Don't leave behind your passport when you travel.
Seyahat ederken pasaportunuzu geride bırakmayın.
/laɪ bɪˈhaɪnd/
(phrasal verb) arkasında yatmak, nedeni olmak
Örnek:
The true motives lie behind his sudden resignation.
Ani istifasının arkasında gerçek nedenler yatıyor.
/steɪ bɪˈhaɪnd/
(phrasal verb) geride kalmak, kalmak, geri kalmak
Örnek:
I had to stay behind to finish my work.
İşimi bitirmek için geride kalmak zorunda kaldım.
/kʌm əˈkrɔs/
(phrasal verb) rastlamak, karşılaşmak, anlaşılmak
Örnek:
I came across an old friend at the market today.
Bugün pazarda eski bir arkadaşıma rastladım.
/ɡet əˈkrɔs/
(phrasal verb) anlatmak, aktarmak, geçmek
Örnek:
It's difficult to get across how much I appreciate your help.
Yardımınızı ne kadar takdir ettiğimi anlatmak zor.
/pʊt əˈkrɔs/
(phrasal verb) aktarmak, anlatmak
Örnek:
He struggled to put across his point during the meeting.
Toplantı sırasında fikrini aktarmakta zorlandı.
/rʌn əˈkrɔs/
(phrasal verb) rastlamak, karşılaşmak, koşarak geçmek
Örnek:
I ran across an old friend at the supermarket today.
Bugün süpermarkette eski bir arkadaşıma rastladım.