Avatar of Vocabulary Set Kaldırma veya Ayırma (Off)

'Off' ve 'In' Kullanılan Deyimsel Fiiller İçinde Kaldırma veya Ayırma (Off) Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

''Off' ve 'In' Kullanılan Deyimsel Fiiller' içinde 'Kaldırma veya Ayırma (Off)' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

blow off

/bloʊ ɔf/

(phrasal verb) savsaklamak, ekmek, patlamak

Örnek:

He tends to blow off his responsibilities.
Sorumluluklarını savsaklama eğilimindedir.

branch off

/bræntʃ ɔːf/

(phrasal verb) ayrılmak, dallanmak

Örnek:

The road branches off to the left after the bridge.
Yol köprüden sonra sola ayrılır.

break off

/breɪk ɔf/

(phrasal verb) koparmak, ayırmak, kesmek

Örnek:

He managed to break off a piece of the chocolate bar.
Çikolata barından bir parça koparmayı başardı.

burn off

/bɜːrn ɔːf/

(phrasal verb) yakmak, yakıp bitirmek, tüketmek

Örnek:

The farmers decided to burn off the excess stubble in the fields.
Çiftçiler tarlalardaki fazla anızı yakmaya karar verdiler.

chop off

/tʃɑːp ɑːf/

(phrasal verb) kesip atmak, ayırmak

Örnek:

The surgeon had to chop off the infected limb.
Cerrah enfekte uzvu kesmek zorunda kaldı.

clear off

/klɪr ɔf/

(phrasal verb) defolmak, gitmek, temizlemek

Örnek:

The police told the crowd to clear off.
Polis kalabalığa defolmasını söyledi.

come off

/kʌm ɔf/

(phrasal verb) başarılı olmak, gerçekleşmek, çıkmak

Örnek:

The party didn't quite come off as we expected.
Parti beklediğimiz gibi gitmedi.

cut off

/kʌt ˈɔːf/

(phrasal verb) kesmek, ayırmak, sözünü kesmek

Örnek:

The surgeon had to cut off the gangrenous limb.
Cerrah kangrenli uzvu kesmek zorunda kaldı.

fling off

/flɪŋ ɔf/

(phrasal verb) fırlatıp atmak, üzerinden atmak

Örnek:

She flung off her coat and rushed into the house.
Ceketini fırlatıp attı ve eve koştu.

hive off

/haɪv ɔf/

(phrasal verb) ayırmak, bölmek

Örnek:

The company decided to hive off its software division.
Şirket, yazılım bölümünü ayırmaya karar verdi.

lay off

/leɪ ˈɔf/

(phrasal verb) işten çıkarmak, tenkis etmek, rahat bırakmak

Örnek:

The company had to lay off 50 employees due to financial difficulties.
Şirket, mali zorluklar nedeniyle 50 çalışanı işten çıkarmak zorunda kaldı.

lop off

/lɑːp ɑːf/

(phrasal verb) kesmek, budamak

Örnek:

The gardener decided to lop off the dead branches.
Bahçıvan ölü dalları kesmeye karar verdi.

pair off

/peər ɔf/

(phrasal verb) eşleşmek, çift oluşturmak

Örnek:

The students were asked to pair off for the group activity.
Öğrencilerden grup etkinliği için eşleşmeleri istendi.

pick off

/pɪk ɔf/

(phrasal verb) vurmak, avlamak, ayıklamak

Örnek:

The sniper managed to pick off the enemy leader from a distance.
Keskin nişancı, düşman liderini uzaktan vurmayı başardı.

partition off

/pɑːrˈtɪʃ.ən ɑːf/

(phrasal verb) ayırmak, bölmek

Örnek:

They decided to partition off a section of the room for a new office.
Odanın bir bölümünü yeni bir ofis için ayırmaya karar verdiler.

pull off

/pʊl ɔf/

(phrasal verb) başarmak, üstesinden gelmek, çıkmak

Örnek:

They managed to pull off the biggest deal of the year.
Yılın en büyük anlaşmasını başarmayı başardılar.

rip off

/rɪp ˈɔːf/

(phrasal verb) kazıklamak, dolandırmak, çalmak;

(noun) kazık, dolandırıcılık

Örnek:

That store really ripped me off with that broken phone.
O mağaza beni o bozuk telefonla gerçekten kazıkladı.

shake off

/ʃeɪk ɔf/

(phrasal verb) kurtulmak, atmak, atlatmak

Örnek:

It took him a week to shake off the flu.
Gripten kurtulması bir hafta sürdü.

split off

/splɪt ɔf/

(phrasal verb) ayrılmak, bölünmek

Örnek:

A small group of protesters split off from the main demonstration.
Küçük bir grup protestocu ana gösteriden ayrıldı.

take off

/teɪk ɔf/

(phrasal verb) çıkarmak, kaldırmak, kalkmak

Örnek:

Please take off your shoes before entering the house.
Eve girmeden önce lütfen ayakkabılarınızı çıkarın.

throw off

/θroʊ ɔf/

(phrasal verb) çıkarmak, atmak, kurtulmak

Örnek:

She threw off her coat and rushed inside.
Ceketini çıkardı ve içeri koştu.

wash off

/wɑːʃ ɑːf/

(phrasal verb) yıkayıp temizlemek, akıtmak

Örnek:

You need to wash off the dirt from your shoes.
Ayakkabılarındaki kiri yıkayıp temizlemen gerekiyor.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren