Avatar of Vocabulary Set Kötü veya Ciddiyetsiz Davranmak (Around)

'Around', 'Over' ve 'Along' Kullanılan Edatlı Fiiller İçinde Kötü veya Ciddiyetsiz Davranmak (Around) Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

''Around', 'Over' ve 'Along' Kullanılan Edatlı Fiiller' içinde 'Kötü veya Ciddiyetsiz Davranmak (Around)' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

boss around

/bɔːs əˈraʊnd/

(phrasal verb) patronluk taslamak, emir vermek

Örnek:

My older brother always tries to boss me around.
Ağabeyim her zaman bana patronluk taslamaya çalışır.

faff around

/fæf əˈraʊnd/

(phrasal verb) oyalanmak, boş işlerle uğraşmak

Örnek:

Stop faffing around and get your work done!
Oyalanmayı bırak ve işini yap!

fool around

/fuːl əˈraʊnd/

(phrasal verb) oyalanmak, aptalca davranmak, ilişki yaşamak

Örnek:

Stop fooling around and get your work done.
Oyalanmayı bırak ve işini bitir.

hang around

/hæŋ əˈraʊnd/

(phrasal verb) takılmak, oyalanmak, beklemek

Örnek:

We used to hang around the mall after school.
Okuldan sonra alışveriş merkezinde takılırdık.

jerk around

/dʒɜːrk əˈraʊnd/

(phrasal verb) oyalamak, kandırmak

Örnek:

Stop jerking me around and tell me the truth.
Beni oyalamayı bırak ve bana gerçeği söyle.

lie around

/laɪ əˈraʊnd/

(phrasal verb) tembellik etmek, boş boş durmak, dağınık durmak

Örnek:

He just lies around all day watching TV.
Bütün gün sadece tembellik edip televizyon izliyor.

mess around

/mes əˈraʊnd/

(phrasal verb) oyalanmak, aptalca davranmak, ilişkisi olmak

Örnek:

Stop messing around and get your work done.
Oyalanmayı bırak ve işini yap.

monkey around

/ˈmʌŋ.ki əˈraʊnd/

(phrasal verb) oyalanmak, aptalca davranmak, boş boş gezmek

Örnek:

Stop monkeying around and finish your homework!
Oyalanmayı bırak ve ödevini bitir!

order around

/ˈɔːr.dər əˈraʊnd/

(phrasal verb) emirler yağdırmak, buyurmak

Örnek:

He always tries to order around his younger siblings.
Her zaman küçük kardeşlerine emirler yağdırmaya çalışır.

play around

/pleɪ əˈraʊnd/

(phrasal verb) oyalanmak, eğlenmek, denemek

Örnek:

The kids were just playing around in the park.
Çocuklar parkta sadece oyalanıyorlardı.

push around

/pʊʃ əˈraʊnd/

(phrasal verb) ezmek, hor görmek

Örnek:

He always tries to push around his younger siblings.
Her zaman küçük kardeşlerini ezmeye çalışır.

run around

/rʌn əˈraʊnd/

(phrasal verb) koşturmak, çok meşgul olmak, sorumsuz davranmak

Örnek:

I've been running around all day, trying to get everything done.
Bütün gün koşturup durdum, her şeyi halletmeye çalışıyorum.

sit around

/sɪt əˈraʊnd/

(phrasal verb) oturmak, boş boş durmak, beklemek

Örnek:

We just sat around all day watching TV.
Bütün gün sadece oturup televizyon izledik.

stand around

/stænd əˈraʊnd/

(phrasal verb) ayakta beklemek, boş durmak

Örnek:

We were just standing around, waiting for the bus to arrive.
Sadece ayakta bekliyorduk, otobüsün gelmesini bekliyorduk.

stick around

/stɪk əˈraʊnd/

(phrasal verb) takılmak, kalmak

Örnek:

Why don't you stick around for a bit after the meeting?
Toplantıdan sonra neden biraz takılmıyorsun?

wait around

/weɪt əˈraʊnd/

(phrasal verb) beklemek, oyalanmak

Örnek:

We had to wait around for hours at the airport.
Havaalanında saatlerce beklemek zorunda kaldık.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren