Oxford 3000 - B2 İçinde B2 - M Harfi Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Oxford 3000 - B2' içinde 'B2 - M Harfi' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren(verb) bakımını yapmak, sürdürmek, korumak
Örnek:
(noun) çoğunluk, reşitlik, erginlik
Örnek:
(verb) yapmak, üretmek, neden olmak;
(noun) yapım, marka
Örnek:
(noun) harita;
(verb) haritalamak, çizmek
Örnek:
(noun) kütle, yığın, kitle;
(verb) toplanmak, yığılmak;
(adjective) kitlesel, genel
Örnek:
(adjective) büyük, devasa, önemli
Örnek:
(noun) efendi, sahip, hakim;
(verb) ustalaşmak, öğrenmek, üstesinden gelmek;
(adjective) usta, uzman
Örnek:
(adjective) uyumlu, eşleşen;
(noun) eşleştirme, uyum
Örnek:
(noun) malzeme, madde, materyal;
(adjective) maddi, önemli
Örnek:
(noun) maksimum, en yüksek;
(adjective) maksimum, en yüksek
Örnek:
(noun) araç, yol, imkan;
(verb) anlamına gelmek, kastetmek, niyet etmek
Örnek:
(noun) ölçüm, ölçme, ölçü
Örnek:
(noun) araç, vasıta, medyum;
(adjective) orta, vasat
Örnek:
(verb) erimek, eritmek, yumuşamak;
(noun) erime
Örnek:
(noun) askeriye, silahlı kuvvetler;
(adjective) askeri
Örnek:
(noun) mineral, besin;
(adjective) mineral
Örnek:
(noun) minimum, en az;
(adjective) minimum, en düşük
Örnek:
(noun) bakan, papaz, din görevlisi;
(verb) hizmet etmek, bakmak
Örnek:
(adjective) küçük, önemsiz, hafif;
(noun) küçük, reşit olmayan
Örnek:
(noun) azınlık, azınlık grubu
Örnek:
(noun) misyon, görev, amaç;
(verb) görevlendirmek, misyon vermek
Örnek:
(noun) hata, yanlışlık;
(verb) karıştırmak, yanlış anlamak
Örnek:
(adjective) karışık, çeşitli, karma;
(past participle) karışık
Örnek:
(noun) model, maket, manken;
(verb) modellik yapmak, sergilemek, şekil vermek
Örnek:
(verb) değiştirmek, modifiye etmek, nitelemek
Örnek:
(noun) monitör, ekran, varan;
(verb) izlemek, gözlemlemek
Örnek:
(adjective) ahlaki, etik, ahlaklı;
(noun) ahlaki ders, ders
Örnek:
(noun) motor;
(verb) araba sürmek, motorlu araçla gitmek
Örnek:
(noun) dağ, tepe;
(verb) çıkmak, binmek, monte etmek
Örnek:
(adjective) çoklu, birden fazla;
(noun) kat
Örnek:
(verb) çoğalmak, artırmak, çarpmak
Örnek:
(adjective) gizemli, esrarengiz, anlaşılmaz
Örnek: