C1 Seviyesi İçinde C1 - Ne Tercih Ettiğinize Karar Verme Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'C1 Seviyesi' içinde 'C1 - Ne Tercih Ettiğinize Karar Verme' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren(adjective) sorumlu, hesap verebilir
Örnek:
(adjective) keyfi, rastgele, despotik
Örnek:
(adjective) kararlı, kesin, belirleyici
Örnek:
(adjective) uygun, hak sahibi, gözde
Örnek:
(adjective) eğilimli, meyilli, eğimli
Örnek:
(adjective) kararsız, tereddütlü, belirsiz
Örnek:
(adjective) esnek olmayan, katı, sert
Örnek:
(adjective) tercih edilebilir, daha iyi
Örnek:
(adjective) kararsız, belirsiz, çözülmemiş
Örnek:
(verb) hor görmek, nefret etmek
Örnek:
(verb) bulmak, keşfetmek, düşünmek;
(noun) buluntu, keşif
Örnek:
(verb) devirmek, alabora etmek, bozmak
Örnek:
(interjection) lütfen;
(verb) memnun etmek, hoşnut etmek
Örnek:
(phrasal verb) ertelemek, geciktirmek, tiksinmek
Örnek:
(verb) geri gitmek, tersine çevirmek, iptal etmek;
(noun) ters, karşıt, geri;
(adjective) ters, geri
Örnek:
(noun) kural, yönetmelik, yönetim;
(verb) yönetmek, hükmetmek, hakim olmak
Örnek:
(phrase) risk almak, şansını denemek
Örnek:
(idiom) iki kez düşünmek, iyice düşünmek
Örnek:
(verb) savunmak, desteklemek, sürdürmek
Örnek:
(noun) hayranlık, takdir
Örnek:
(noun) benimseme, uygulama, evlat edinme
Örnek:
(noun) ödül, mükafat;
(verb) ödüllendirmek, vermek
Örnek:
(noun) istişare, danışma, konsültasyon
Örnek:
(noun) bilmece, muamma, çözülmesi zor sorun
Örnek:
(noun) ikilem, çıkmaz
Örnek:
(noun) yetki, yargı yetkisi, yetki alanı
Örnek:
(noun) önyargı, zarar, hasar;
(verb) zedelemek, zarar vermek
Örnek:
(noun) direniş, karşı koyma, direnç
Örnek:
(noun) karar, hüküm;
(adjective) hüküm süren, yöneten
Örnek:
(noun) karar, hüküm, görüş
Örnek:
take something into consideration
(phrase) dikkate almak, göz önünde bulundurmak
Örnek:
(verb) üstlenmek, girişmek, yapmak
Örnek:
(verb) yemek, içmek, tüketmek
Örnek: