A2 Seviyesi İçinde A2 - Bilgisayar ve Bilgi Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'A2 Seviyesi' içinde 'A2 - Bilgisayar ve Bilgi' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren(noun) bilgisayar
Örnek:
(noun) bilgi, veri
Örnek:
(verb) sohbet etmek, muhabbet etmek;
(noun) sohbet, muhabbet
Örnek:
(noun) dizüstü bilgisayar, laptop
Örnek:
(noun) monitör, ekran, varan;
(verb) izlemek, gözlemlemek
Örnek:
(noun) ekran, paravan, perde;
(verb) göstermek, yayınlamak, elekten geçirmek
Örnek:
(noun) klavye, tuşlu çalgı;
(verb) klavyeden girmek, yazmak
Örnek:
(noun) fare;
(verb) fareyle hareket ettirmek, fare kullanmak
Örnek:
(noun) yazıcı, matbaacı, basımcı
Örnek:
(noun) DVD
Örnek:
(noun) hesap makinesi
Örnek:
(noun) kullanıcı adı
Örnek:
(noun) şifre, parola
Örnek:
(noun) İnternet, ağ
Örnek:
(noun) web sitesi, site
Örnek:
(noun) web sayfası, internet sayfası
Örnek:
(adverb) çevrimiçi, internet üzerinden;
(adjective) çevrimiçi, dijital
Örnek:
(noun) e-posta, elektronik posta;
(verb) e-posta göndermek, e-postalamak
Örnek:
(noun) mesaj, ileti, ana fikir;
(verb) mesaj atmak, ileti göndermek
Örnek:
(noun) video, görüntü;
(verb) videoya çekmek, kaydetmek
Örnek:
(noun) direk, kazık, gönderi;
(verb) asmak, duyurmak, postalamak;
(preposition) sonra, post-
Örnek:
(noun) yorum, açıklama;
(verb) yorum yapmak, açıklama yapmak
Örnek:
(noun) adres, konuşma, hitap;
(verb) hitap etmek, ele almak, adreslemek
Örnek:
(noun) dosya, klasör, eğe;
(verb) dosyalamak, arşivlemek, vermek
Örnek:
(noun) belge, evrak;
(verb) belgelemek, kaydetmek
Örnek:
(verb) indirmek;
(noun) indirme, indirilen dosya
Örnek:
(verb) yüklemek, aktarmak;
(noun) yükleme, yüklenen dosya
Örnek:
(noun) tık sesi, klik, tıklama;
(verb) tıklamak, tıkırdamak, anlamak
Örnek:
(verb) Google'da aramak, googlamak;
(trademark) Google, Google arama motoru
Örnek:
(phrasal verb) giriş yapmak, kayıt olmak, oturum açmak
Örnek:
(phrasal verb) çıkış yapmak, ayrılışı kaydetmek, oturumu kapatmak
Örnek:
(adjective) dijital, parmakla ilgili
Örnek:
(noun) haber, bilgi, haberler
Örnek:
(noun) görüntü, resim, imaj;
(verb) hayal etmek, zihinde canlandırmak
Örnek:
(noun) kopya, suret, metin;
(verb) kopyalamak, taklit etmek
Örnek: