tickled kelimesinin Türkçe anlamı

tickled İngilizce'de ne anlama geliyor? Lingoland ile bu kelimenin anlamını, telaffuzunu ve özel kullanımını keşfedin

tickled

US /ˈtɪk.əld/
UK /ˈtɪk.əld/

Fiil

1.

gıdıklamak

to lightly touch or stroke (a person or part of the body) in a way that causes a tingling sensation and often laughter

Örnek:
She tickled the baby's feet, making him giggle.
Bebeğin ayaklarını gıdıkladı, bu da onu kıkırdattı.
2.

eğlendirmek, keyif vermek

to amuse or please (someone)

Örnek:
The idea of a long vacation really tickled her.
Uzun bir tatil fikri onu gerçekten eğlendirdi.
It tickles me to think of him trying to cook.
Onun yemek yapmaya çalıştığını düşünmek beni eğlendiriyor.

Sıfat

memnun, eğlenmiş

pleased or amused

Örnek:
She was quite tickled by his unexpected compliment.
Beklenmedik iltifatına oldukça memnun oldu.
I was tickled pink to hear the good news.
İyi haberi duyduğuma çok sevindim.