bray kelimesinin Türkçe anlamı
bray İngilizce'de ne anlama geliyor? Lingoland ile bu kelimenin anlamını, telaffuzunu ve özel kullanımını keşfedin
bray
US /breɪ/
UK /breɪ/
İsim
1.
anırma
the loud, harsh cry of a donkey or mule
Örnek:
•
We heard the donkey's loud bray from the field.
Tarladan eşeğin yüksek anırmasını duyduk.
•
The sudden bray startled the children.
Ani anırma çocukları ürküttü.
Eş Anlamlı:
2.
gürültü, anırma
a loud, harsh, or unpleasant sound
Örnek:
•
The old machine gave a loud bray before it finally broke down.
Eski makine sonunda bozulmadan önce yüksek bir gürültü çıkardı.
•
His laughter was more of a harsh bray than a joyful sound.
Gülüşü neşeli bir sesten çok, sert bir anırmaydı.
Fiil
1.
anırmak
to make the loud, harsh cry of a donkey or mule
Örnek:
•
The donkey began to bray loudly as we approached.
Yaklaştığımızda eşek yüksek sesle anırmaya başladı.
•
He heard the mules braying in the distance.
Uzakta katırların anırmasını duydu.
Eş Anlamlı:
2.
bağırmak, anırmak
to speak or utter in a loud, harsh, or unpleasant voice
Örnek:
•
He tends to bray his opinions rather than discuss them calmly.
Fikirlerini sakin bir şekilde tartışmak yerine bağırarak ifade etme eğilimindedir.
•
The speaker continued to bray about his achievements, ignoring the audience's boredom.
Konuşmacı, dinleyicilerin sıkıntısını görmezden gelerek başarılarını anırmaya devam etti.